Türkiye’de sığır besiciliği hızlı sayılabilecek bir gelişme göstermiştir. Besiciliğin gelişiminde, kentleşme hızına bağlı olarak et pazarlama olanağının artması, ülke hayvan varlığının kompozisyonunun değişmesi, yem üretiminin artması, hayvan ve yem naklinin kolaylaşması ve besicilik konusunda bilgi üretiminin fazlalığı ile sektöre devletin olumlu yaklaşımı etkili olmuştur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, tarım dışında çalışan nüfusun azlığı nedeniyle, büyük ölçekli üretim birimlerine ihtiyaç duyulmaması normal karşılanabilir. Ne var ki kentleşmenin artışı ve refah seviyesinin gelişmesine bağlı olarak pazar büyümeye başlamıştır. Bu pazarın ihtiyacı, önceleri üretim fazlası yaşlı hayvanların çoğunluk meraya dayalı olarak semirtilip kesimleriyle karşılanmaya çalışılmıştır
Tam olarak sayısı bilinmemekle birlikte Türkiye’de 30000 civarında besi işletmesi bulunduğu ve bu işletmelerin %90’dan fazlasının küçük işletme olarak nitelenebileceği tahmin edilmektedir. Bunların dışında, besici olarak nitelenmeseler de sadece kredi sürüsünden elde edilen genç erkek hayvanları kesim çağına ulaştırılarak satan bir bölüm üretici vardır. Bunların sayılarında son yıllarda bir artış gözlenmektedir.
Besi işletmeleri, yaptıkları işin bazı özelliklerinden dolayı, oldukça büyük kapasitelerde kurulabilirler. Kapasitenin arttırılması, bir yönden sabit giderlerin üretim masrafları içindeki payını azaltırken, diğer yandan da işletmenin pazarlık gücünü ve teknoloji kullanma düzeyini arttırır. Fakat besi hayvanı sağlamanın güçlükleri ve büyük sermaye gerektirmesi gibi nedenlerden dolayı, büyük sayılabilecek besi işletmelerinin toplam besi işletmeleri içindeki payı henüz oldukça düşüktür.
Türkiye’de besi işletmeleri gerek duydukları besi materyalini doğrudan üreticiden, yerel pazarlardan, celeplerden hayvan borsalarından veya mera besisi yapanlardan karşılayabilirler. Bu kaynaklardan hangisi veya hangilerinden yararlanılacağı besi işletmesinin ihtiyacının büyüklüğü, aktif sermaye varlığı ve ulaşım olanakları ile işletme sahibinin tercihlerine bağlıdır.
Besi işletmesinde hayvan alım bedeli dışında kalan giderlerin çok büyük bir bölümü yem giderleri oluşturur. Hayvan satın almada olduğu gibi, yem temininde de farklı seçenekler mevcuttur. Bir besi işletmesi yeminin tamamını kendi işletmesinde üretmekle tamamını satın almak dahil, bu ikisi arasında herhangi bir yolla yem sağlayabilir. İşletmenin tercihi ne olursa olsun kararın mutlaka en ekonomik rasyon yönünde verilmesine çalışmalıdır. Yoksa bir besici pahalı yem kullanmakla zarar edebileceği gibi, kalitesinin düşüklüğü nedeniyle ucuz olan yemleri kullanarak zarar da edebilir.
12.3. Etçi Irk Sığır Yetiştiren İşletmeler

Etçi ırklar, bilindiği gibi et üretim amacı önde tutularak geliştirilmişlerdir. Genellikle iri cüsseli olan bu ırkların süt verimleri buzağıyı büyütmeye yetecek kadardır. Üretimin doğası gereği, daha fazla süt verimi de arzulanmaz.
Türkiye’de etçi sığır yetiştiriciliği yoktur. Etçi ırklardan ikisi Aberdeen-Angus ve Hereford ülkemize getirilmiştir. Ne var ki bu ırklar üretici tarafından benimsenmedikleri gibi devlet işletmelerinde bile uzun süre tutulmamışlardır. Bu sonuçta etçi ırkların özellikleri ve ülkemiz koşullarının önemli payı vardır.
Etçi bir ırk inekten sağlanan yıllık gelirin kaynağı hemen sadece bir döldür. Bu durumda işletmenin karlılığı inek başına masrafların, bir döl ile sağlanacak gelirin altında olmasına bağlıdır. Ayrıca, aynı olanakları kullanarak daha karlı bir başka üretimin de yapılamıyor olması gerekir. Bu da üretimin, doğal kaynaklara dayalı yürütülmesine halinde söz konusu olur. İşte bu nokta göz önüne alındığında Türkiye’nin etçi ırk sığır yetiştiriciliğine uygun olmadığı, bu faaliyetin ekonomik olarak sürdürülemeyeceği söylenebilir. Çünkü Türkiye’deki çayır ve meralar etçi ırk sığır yetiştiriciliği için yeterince verimli ve geniş değildir. Ayrıca tamamı köy orta malı niteliğinde olan meralardan koyun, keçi ve sığırlarımızın önemli bir bölümü halen yararlanmaktadır. Ne var ki meralarımız yerli ve kültür ırkı melezi sığırlar bir yana, koyun ve keçilerin gereksinimini bile karşılayamayacak ölçüde verimsizdir. Bunun sonucu olarak meradan yararlanan hayvanlar her bölgemizde, miktarı bölgelere ve mevsime göre değişmekle birlikte, hemen hemen bütün yıl ek yemlemeye gereksinim duyarlar. Bu gereksinim sığırlar için daha da fazladır.
Kültür ırkı ve melezi yerli ırklar, meraya ek olarak verilen bir miktar yem ile, belki besiye etçil ırklar kadar uygun olmayan bir döl ve genotiplerine bağlı olarak bir miktar da süt üretirler. Sonuçta bir inekten hem bir döl hem de bir miktar süt elde edilmiş olur. Bu iki unsurdan elde edilen gelir ülkemiz koşullarında, bir etçi ırk dölden sağlanandan daha yüksektir.
Hayvanların yetersizliği bir yana ülkenin süt üretimi de düşüktür ve üreticilerin üretim koşulları ve alışkanlıkları da etçi ırk yetiştirmeye uygun değildir. Bütün bunlara ek olarak özellikle kombine verimli kültür ırkları ve bunların melezlerinin besi performansları ile etçi ırkların besi performansları arasında büyük farklılıklar da yoktur.
Buraya kadar anlatılanlardan etçi ırklarla çalışan ülkelerin yanlış iş yapmakta oldukları gibi bir sonuç da çıkarılmamalıdır. Bu ülkelerin sahip olduğu geniş ve verimli otlakları değerlendirmede etçi ırklar iyi bir seçenektir. Çünkü etçi sığır sürülerinin yönetimi daha kolay ve işgücü talebi düşüktür. Ayrıca kötü hava koşullarına dayanabilen bu sığırlar yem ve su için uzun mesafeler yürüyebilir ve yırtıcı hayvanların çoğundan korunabilirler.
Etçi ırk sürüleri saf olarak yetiştirmenin ekonomik olmadığı alanlarda diğer koşullar da uygun ise, et üretimini arttırmak amacıyla bu ırklardan melezleme çalışmalarından yararlanılmaktadır. Birçok ülkede yapılan bu uygulamanın esası sütçü sürülerde damızlığa ihtiyaç duyulmadığı dönemlerde, sürünün bir bölümü veya tamamını geçici olarak etçi ırklara melezlemek ve bu çiftleşmeden elde edilen tüm dölleri et üretiminde kullanmaktır. Yakın gelecekte Türkiye’de yaygın olarak kullanılması beklenmeyen bu uygulamanın başarıyla yürütülebilmesi, uygun etçi ırkın seçimiyle yakından ilişkilidir. Ayrıca bir damızlıkla bir kasaplık döl arasındaki fiyat farkının da uygulamanın yaygınlaşması ve başarısına etkili olacağı unutulmamalıdır.
12.4. Besi İşletmeleri

Besicilik, değişik yaşlardaki hayvanları belirli süreler uygun bakım ve besleme koşullarında tutarak pazar isteklerini karşılayacak miktar ve kalitede üretmek amacıyla yapılan bir uğraştır. Her ticari uğraş gibi besicilikte de işin devamı için yatırımın karlılığı, en önemli koşuldur.
12.4.1. Besinin Genel İlkeleri

Bir besi işletmesinde yapılan üretimin en önemli unsurları hayvan, yem, barınak ve işletmecidir. İşletmeci kendi dışında kalan unsurları, amaçlarına uygun kullanma ve yönlendirme olanağına sahiptir. Ne var ki bu unsurların doğru ve amaca uygun kullanımı ancak yeterli bilgiye sahip olunarak sağlanabilir. Hangi düzeyde olursa olsun her besicinin titizlikle üzerinde durması gereken hususlar şunlardır.
1. Besiye alınacak sığırların seçiminde genotip, yaş, cinsiyet ve vücut yapısı göz önünde bulundurulmalıdır.
2. Besi hayvanları fiyatlarının en düşük olduğu dönemlerde satın alınmalı, buna karşılık besiye fiyatların yüksek olduğu dönemde son verilmeye çalışılmalıdır.
3. Hayvanları dengeli yem karmaları ile beslemeye ve yem maliyetini mümkün olduğunca düşürmeye çaba harcamalıdır.
4. Besiye alınan hayvanlarda iç ve dış parazit mücadelesi ve koruyucu aşılar yapılmalı, besi süresince sağlık koruma önlemleri ihmal edilmemelidir.
5. Hayvanlara besi süresince uygun bir barındırma ortamı sağlanmalıdır.
12.4.2. Besinin Karlılığını Etkileyen Etmenler

Besinin karlılığını etkileyen çeşitli etmenler aşağıda alt başlıklar halinde verilmektedir.
a. Hayvan Materyali
Sığırlardan üretilen et üç farklı kaynaktan sağlanır. Bu kaynaklardan damızlık dışı yaşlı inek ve boğalar, ekonomik ömürlerini tüketmiş olduklarından zorunlu olarak et üretimine hizmet ederler. Yoksa bunlara ağırlık kazandırmaya yönelik çabalar besi olarak nitelenemez. Çünkü böyle hayvanlar az ağırlık artışı sağlarlar hem de sağlanan artışın yaklaşık %90’ı yağdır.
Et üretiminde kullanılan ikinci kaynak genç dişilerdir. İster sütçü ister etçi ırklarla çalışılıyor olsun, ancak damızlık fazlası ve damızlık niteliği olmayan dişi hayvanlar kasaplık olarak kullanılırlar ve bunların da besi yetenekleri erkeklere göre düşüktür.
Et üretiminin esas kaynağı genç erkeklerdir ve besiciler de zorunlu haller dışında diğer hayvanları tercih etmezler. Erkek hayvanlar kullanılarak yürütülen bir besi çalışmasında, bunların ırkları, yaşları, kastre edilip edilmemeleri gibi faktörler karlılığı etkiler. Aşağıda hayvan materyali ile ilgili konular ayrı başlıklar altında ele alınacaktır.
b. Irk
Bir besi materyalinin değeri, hızlı gelişmesi ve bu gelişmeyi mümkün olduğunca az yemle yapmasına bağlı olarak artar. Türkiye’de Jersey ırkı dışındaki kültür ırkı sığırlar ve özellikle bunların yerli ırklarımızla melezleri uygun besi materyalidirler. Kültür ırkı melezlerinin saf kültür ırklarına göre sayıca daha fazla, daha ucuz ve daha dayanıklı olmaları onlara birtakım avantajlar da sağlamaktadır.
Yerli ırklarımızın, kültür ırkı ve melezlerine göre daha yavaş bir gelişme göstermeleri bir yana , bir kg canlı ağırlık artışı için daha fazla yem tükettikleri ve besi sonu ağrılıklarının daha düşük olduğu bilinmelidir. Bu konuda bir fikir vermek amacıyla, ülkemizde yapılmış denemelerden yararlanılarak çizelge hazırlanmıştır.
Çizelge : Türkiye’de bulunan farklı genotipden sığırların besi performansları Genotip Araştırma Sayısı Besi başı canlı ağır. (kg) Besi sonu canlı ağır. (kg) Günlük canlı ağırlık artışı (g) Esmer 6 144-228 327-400 1009-1526 Siyah-Alaca 8 175-343 320-525 905-1577 Simental 3 204-255 339-411 988-1355 Kültür Irkı Melezi 8 86-260 240-457 714-1366 Yerli 10 62-241 186-387 673-973 Çizelgede görüldüğü gibi kültür ırklarıyla kültür ırkı melezleri arasında büyük farklılıklar yoktur. Oysa yerli ırklar kültür ırkları ve kültür ırkı melezleriyle kıyaslandığında aynı şeyler söylenemez. Buna rağmen populasyonun büyük bir bölümünü oluşturan yerli ırklarımızı et üretimi açısından yok saymak da mümkün değildir. Kültür ırkı ve melezlerine göre gelişme hızı ve kapasitesi geri de olsa bazı koşullarda yerli ırklarımızla ekonomik üretim yapılabilir.
c. Yaş
Büyümenin hızı ve süresi genotiplere bağlı olarak küçük değişiklikler göstermektedir. Fakat hiçbir ırkta büyüme sürekli değildir. Sığırlar sahip olacakları en yüksek ağırlığın büyük bir bölümüne iki yaşına kadar ulaşırlar. Ayrıca ilk iki içindeki bakım ve besleme hatalarından kaynaklanan gelişme geriliğinin ileride giderilmesi oldukça güç, hatta bazı hallerde ileride giderilmesi oldukça güç, hatta bazı hallerde olanaksızdır. Bu iki önemli nokta göz önüne alınarak sığırların mümkün olduğunca erken örneğin 6-10 aylık yaşlarda besiye alınmaları önerilir. Böylece bakım ve besleme hatalarından kaynaklanacak gelişme geriliği engellenmiş olduğu gibi gelişmenin en hızlı olduğu dönem en iyi şekilde değerlendirilmiş olur.
Gelişme dönemini tamamlamış hayvanlar beside kas yerine yağ üretirler. Amacı et üretmek olan besi ile, semirtme diyebileceğimiz bu uygulama birbirinden oldukça farklıdır.
Beside genç sığırdan yararlanmanın bir avantajı da bir kg canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarının düşüklüğüdür. Genç sığırlarda canlı ağırlık artışının yaklaşık %50-80’i kas olurken, yaşlı sığırlarda bu değer %10 civarındadır. Bunun aksine genç hayvanlardaki bir kg ağırlık artışının yaklaşık %18-20’si yağ olurken ergin sığırların sağladığı artışın %90’ı yağdır. Birim yağ üretimi için, protein üretiminde kullanılan yaklaşık yedi katı enerjiye ihtiyaç vardır. Bu, bir başka ifade ile, yaşlı hayvanın aynı miktar artış için daha fazla yem tüketmesi demektir.
Yaşlı sığırların canlı ağırlıkları fazla olduğundan, yaşama payı gereksinimleri de fazladır. Bu da yaşama payı ihtiyacını karşılayacak yem miktarının ve birim artışın daha fazla yemle gerçekleştirilmesine yol açar. Örneğin 150 kg canlı ağırlıkta besiye alınıp 450 kg canlı ağırlıkla kesime gönderilen bir hayvan söz konusu olduğunda, büyümeyi doğrusal kabul ederek, besi süresince ortalama 300 kg canlı ağırlığın yaşama payı ihtiyacı karşılanmıştır diyebiliriz. Oysa besi ağırlığı 300 besi sonu ağırlığı 600 kg olduğunda ortalama 450 kg canlı ağırlığın yaşama payı ihtiyacı karşılanmış olur. Bu haliyle daha ağır hayvanlarla başlatılan besinin maliyeti, diğer unsurlar anı bile olsa, yükselecektir.
Yönetimi görece daha kolay olan genç hayvanlarla çalışmanın bir başka avantajı da bu tip hayvanları, besileri tamamlandıktan sonra kısa süre ile de olsa pazar koşulları uygun hale gelinceye deki fazla bir ekonomik kayba yol açmaksızın elde tutabilmektedir. Ayrıca, belirli bir sermaye ile yaşlı hayvanlara göre daha fazla sayıda genç hayvan besleyebilmeyi de besiciler için bir avantaj olarak görmek gerekir.
Bunların dışında, ülke yem kaynaklarının uygun kullanımı açısından da genç hayvan besisi daha uygundur. Sığırların genç iken besiye alınmaları meraya bağımlı hayvan sayısını azaltacağından, doğal yem kaynakları üzerindeki aşırı baskı az olsa hafifletilmiş olacaktır.
d) Yem ve Besleme
Beside, hayvan satın alma bedeli dışındaki giderlerin yaklaşık %70-90’ını yem giderleri oluşturmaktadır. Beklenilen yararı sağlayabilmesi için, yemin içeriğindeki protein ve enerji ile mineral ve vitaminlerin hayvanın gereksinimini karşılayacak düzeyde olması gerekir. Aksinde, günlük canlı ağırlık artışı düşecek ve besi sonu ağırlığına daha uzun sürede ve daha fazla masrafla ulaşılabilecektir. Bunu önlemek için besi, hayvanların ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan dengeli rasyonlarla yürütülmelidir.
Beside yemle ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir konu da dengeli olmak şartıyla rasyonun ucuz ve kolay temin edilebilir hammaddelerden oluşturulmasıdır.
e) Bakım ve Yönetim
Bakım ve yönetim konusu, besi öncesi ve besi sırasında yapılacak işler olmak üzere iki alt başlıkta incelenebilir.
Besi öncesi yapılacak işler:
a. Besi yerlerinin dezenfeksiyonu, eksikliklerinin giderilmesi
b. Beside kullanılacak yemlerin temin edilmesi
c. Satın alınan hayvanların iç ve dış parazitlere karşı ilaçlanması ve salgın hastalıklara karşı aşılanması
d. Besiye alınan hayvanların canlı ağırlıklarının saptanması ve serbest barındırma uygulanıyorsa gruplamanın ağırlıklara göre yapılması
e. İşletmeye getirilen hayvanların 2-3 haftalık süreyle karantinaya alınmaları olarak sıralanabilir.
Besi başladıktan sonra hayvan alımı devam etmekte ise satın alınan her hayvan için, son üç maddedeki işler yapılmalıdır. Besi sırasında dikkat edilecek hususlardan önemli görülenler ise şunlardır:
a. Hayvanlarda tedirginlik yaratmak için yemleme mümkün olduğunca günün aynı saatlerinde yapılmalıdır.
b. Zorunlu haller dışında hayvanların yerleri değiştirilmemelidir.
c. Hayvanların günlük yem ve su tüketimleri yakından izlenmeli ve aksaklıklar en kısa sürede giderilmelidir.
d. Besi hayvanlarının sağlık durumları izlenmeli ve herhangi bir sorunla karşılaşıldığında en kısa sürede çözümlenmesi sağlanmalıdır.
e. Gelişmeyi izlemek için hayvanlar belirli zamanlarda, örneğin ayda bir, tartılmalı ve bu süredeki yem tüketimi hakkında bilgi sağlayacak kayıtlar tutulmalıdır.
f. Pazar sürekli izlenmeli ve arzulanan besi sonu ağırlığına en uygun zamanda ulaşmaya çalışılmalıdır.
Besi tamamlandığında ve hayvanların nasıl değerlendirileceğine karar verildikten sonra yapılacak iş, hayvanları herhangi bir zarar görmeden kesimin yapılacağı yere nakletmektir. Hayvan nakillerinde genellikle kamyonlardan yararlanılmaktadır. Fakat eğer varsa yük trenleri de uygun nakil araçlarıdır. İster kamyon ister trenle nakledilsinler, yolculuğun uzaması, ve yolculuk koşullarının uygun olmaması, nakliye kayıplarını arttırır.
f) Cinsiyet
Yapılan çalışmalar erkek sığırların hem kastre edilmişlere hem de dişilere göre daha uygun besi materyali olduklarını ortaya koymuştur. Gerçekten erkekler dişi ve kastre edilmişlere göre daha hızlı canlı ağırlık artışı gerçekleştirmekte ve yemden daha iyi yararlanmaktadır. Bir başka ifade ile belirli miktarda canlı ağırlık artışı sağlamak söz konusu olduğunda dişi ve kastre edilmişler kullanıyorsa daha fazla yeme ve daha uzun süreye ihtiyaç duyulmaktadır.
Erkekler kastre edilmişlere göre yaklaşık %10-15 daha fazla günlük canlı ağırlık artışı sağlarken, bir kg artış için de yaklaşık %10-15 daha az yem tüketmektedir. Kastre edilmişlere dişiler arasında da kastre edilmişler lehine olmak üzere erkeklerle kastre edilenler arasındakine benzer farklılıklar vardır.
Cinsiyet, elde edilen karkasın kalitesine de etkilidir. Erkeklerden elde edilen karkaslar, hem dişi hem de kastre edilmişlerin karkaslarından daha az yağ içermektedir. Karkasta kemik oranında, inekler ve yaşlı hayvanlar dışında cinsiyetin önemli sayılabilecek bir etkisi yoktur. Bu, 100 kg karkastan elde edilen kas miktarının erkeklerde yüksek olması demektir.
a. Vücut Yapısı
Irk özellikleri ve yaş dikkate alınarak değerlendirildiğinde hayvanların vücut yapıları, iskelet sisteminin gelişimi ve genç yaşlardaki bakım besleme hakkında önemli sayılabilecek bir etkisi yoktur. Bu, 100 kg karkastan elde edilen kas miktarının erkeklerde en yüksek olması demektir.
b. Besi Sonu Ağırlığı
Besinin karlılığını etkileyen unsurlardan etkileyen unsurlardan biri de besi sonu ağırlığıdır. Sığırlarda ırka özgü belirli ağırlıklardan sonra günlük canlı ağırlık artışı ve bu artışta proteinin payı azalırken, yem tüketimi ve artışta yağın payı fazlalaşmaya başlar. Zaman içerisinde günlük masrafların, günlük ağırlık kazancı ile karşılanmadığı bir noktaya ulaşılır. Bu, karlılığın azalması hatta besinin zarar etmesi demektir.
Uygun besi sonu ağırlığı doğal olarak ırklara göre değişir. Bunun yanında piyasanın talebi ve destekleme politikaları besi sonu ağırlığına etkilidir. Bütün bunlara rağmen Türkiye’de yetiştirilen kültür ırkı sığırlar için 500-550 kg, kültür ırkı melezleri için de 400-450 kg’yi uygun besi sonu ağırlıkları olarak kabul etmek mümkündür.
Besi sonu ağırlığını olması gerekenin altında tutmanın, üretim kaynağını kötü kullanmak bir yana, verimliliğin azalmasına da yol açabileceği unutulmamalıdır.
12.4.3. Besi Barınakları

Besi barınakları besiye alınan hayvanların barındırıldıkları bina ve alanlardır. Besi barınakları, süt sığırı ahırlarından büyük farklılıklar gösterir. Bu farklılıkların en önemlileri, beside doğum, sağım vb. işlerinin olmaması nedeniyle bu tip özel alanlara ihtiyaç duyulmamasıdır. Ayrıca besinin tek amacı et üretmektir ve ürün besi sonunda elde edilir. Bu nedenle de günlük işler, yemleme, sulama ve gerektiğinde de temizlik ile tamamlanmış olur.
Bu hususlar dikkate alınırsa bir besi barınağında aranan özellikler şöyle sıralanabilir:
1. Yapımı kolay ve ucuz olmalıdır.
2. İş gücüne gereksinimi en aza indirilmelidir.
3. Başta yem ve su olmak üzere hayvanların ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilmelidir.
4. Gerektiğinde büyütülebilmeli veya başka amaçlarla kullanılabilmelidir.
5. Hayvanları, onlar için zararlı olacak çevre koşullarından koruyabilmelidir.
Sığır besiciliğinde çok çeşitli barınak tipleri vardır. Türkiye’deki besi barınakları çoğunluk kapalıdır ve hayvanlar bağlı olarak tutulurlar. Fakat son yıllarda kapalı-serbest, yarı açık ve açık besi yerleri de yapılmaktadır.
Kapalı serbest ahırlar, hayvanların gruplar halinde tutulduğu kapalı ahırlardır. Bu tip barınaklarda bir gruptaki hayvan sayısı; bölmenin ve hayvanların büyüklükleri ile ahırdan gübrenin uzaklaştırılma şeklinde bağlı olarak değişir. Örneğin ahır tabanı ızgaralı yapılmış ve gübre ile idrar doğrudan zeminde uzaklaştırılıyorsa bir hayvan için ihtiyaç duyulan alan hayvanın büyüklüğüne bağlı olarak 1.5-3.0 m2 arasındadır.
Yarı açık ahırlar üç tarafı kapalı, genellikle güney cephesi açık ahırlardır. Özellikle sıcak bölgelerde bu alanların uygun bir yerine hayvan başına 1-1.5 m2 alan düşecek, gölgelikler eklenebilir. Meyveli ve su tutmayan alanlara kurulması önerilen bu tip barınaklarda bölgenin yağış durumu, arazinin yapısı ve hayvanların cüssesine bağlı olarak hayvan başına 7 ile 35-40 m2 arasında alan gereklidir.
Bağlı ahırlar dışında kalan barınaklarda, hayvan başına yemlik ve suluk ihtiyacının bilinmesi oldukça önemlidir. Eğer bu unsurlar yeterli değiller ise bazı hayvanların aç ve susuz kalmaları söz konusu olabilir. Hayvan başına yemlik uzunluğu, 350 kg’dan daha ağır hayvanlar için öğün yemlemesi yapıldığında hayvan başına 55-70 cm yemlik uzunluğuna gereksinim varken, serbest yemlemede 10-15 cm yemlik uzunluğu yeterli olmaktadır.
Besi işletmelerinin küçük bir bölümü otomatik veya yarı otomatik suluklar kullanılır. Geri kalanların çok büyük bir bölümü de suyu belirli öğünlerde yemlikten verme yolunu seçer. Hayvanın su ihtiyacını dilediğinde giderilmesini sağlayan bu uygulama, iş gücü ihtiyacını arttırır ve yem tüketiminin sürekliliğini engeller. Türkiye’de yaygın olan kapalı-bağlı ahırlarda uygulama çoğunlukla bu şekildedir. Bu tip ahırların yeniden düzenlenmesi, örneğin serbest hale dönüştürülmesiyle hem aynı alanda hayvan beslenebilecek hem de işgücü gereksinimi azalacak ve hayvanların istediklerine daha kolay ulaşma şansı artacaktır.
12.4.4. Açıkta Besicilik

Sığır besiciliğinde karlı olabilmek için sabit yatırım tutarını mümkün olduğu kadar düşük seviyede tutmak gereklidir. Sabit yatırım maliyetleri genel olarak binalar, yem deposu, yem hazırlama ünitesi, hayvanların bulunacağı saha, alet ve ekipmanları sayabiliriz. Tüm bu yatırımlar, besiciliğin başlangıcında, sermayenin önemli bir kısmının harcanmasını demektir. Bizim gerekli olan işletme sermayesinin küçülmesine yol açar.

Resim 12.1. Açık besi yapılan bir işletme.
Ülkemizde genellikle kapalı tip barınaklar yapılmaktadır. Yukarda saydığımız sabit yatırımlar halledilmiş olarak düşünsek bile bu kapalı sistem ahırlarda hayvanın bakım ve beslenmesi için daha fazla işçilik gerekmektedir.
Açık sistemlerde en çok korkulan kışın soğuklarında hayvanın hastalanmasıdır. Bu yersiz bir korkudur. Bugün dünyada açıkta besicilik rahatlıkla yapılmakta ve -17 °C de bile yeterli canlı ağırlık artışı sağlandığı bildirilmektedir.
Kapalı sistem ahırlarda yeterince havalandırma sağlanamaması, altlarının ıslak olması vb. nedenlerden dolayı daha çok hayvan hastalanmaktadır. Açık sistemde hayvan serbest olduğundan yeterince yem yer ve su içer havalandırma ve gübre atma problemi yoktur. Hayvanların korunması için sundurma ve gölgelikler g,b, avantajlı yönleri de bulunmaktadır.
12.4.4.1. Açıkta Besicilikte Planlanması Gereken Hususlar

1. Yer Seçimi:
Besi açıkta yapılacağı için yağmur, kar sürekli açık olan ahırın içine yağacaktır. Buna idrar ve gübreyi de eklersek çok miktarda çamur olabileceği anlaşılmaktadır. Bunu önlemek için arazinin güneye meyilli ve toprak geçirgenliğinin yüksek olması suyun birikmesini azaltacaktır. Bu arazinin engebeli olması yada küçük tepeciklerin bulunmasına dikkat edilmelidir. Bu tepelerde daha az çamur olacağı için hayvanlar buraları hem dinlenmek hem de yemlik ve suluklara gitmek için kullanacaktır. Soğuk sert rüzgarlara karşı korumalı arazilerin seçimi yararlı olacaktır. Tüm işletmelerde olduğu gibi yol, su ve elektriğe yakın olması açık sistem içinde yararlı olacaktır.

Resim 12.2. Açıkta besicilik işletmesi.
2. Hayvan Başına Düşen Alanın Hesaplanması:
Hayvan başına alan hesap edilirken, arazi eğimli, yağış miktarı ve toprak yapısı göz önüne alınmalıdır. Sundurma ve gölgeliğe göre de gerekli alanlar aşağıdaki gibi hesap edilir.
Gölgelikli, tabii zeminli açıkta besi yerleri için gölgelikli alan dahil hayvan başına 12 m²’ dir.
Sundurmalı, tabii zeminli açıkta besi yerleri için hayvan başına sundurma altı 2 m², padok 10 m² dir. Yemlik ve yem yolu hariçtir.
Sundurmalı, beton zeminli açık besi yerlerinde sundurma altı 2 m², Padok 2 m² dir. Yemlik ve yem yolu hariçtir.
Kapalı sistem düşünülürse yemlik ve yem yolu hariç hayvan başına 2,5 m² dir.
Yukarda vermiş olduğumuz ölçüler normal şartlar için geçerlidir. Duruma göre ölçüler değişebilir.
3. Yemlikler:

Resim 12.3. Yemlik Kesiti.
Yemlikler ahşap, beton, ahşap-beton yapılabilir. Hayvanın rahatlıkla yem yiyebileceği ve temizliğinin kolay yapılabileceği özellikte olmalıdır. Yemlik boyu hayvan başına 50 cm önerilmektedir. Eğer önünde devamlı yem bulunursa 20-25 cm ye kadar düşürmek mümkündür. Yemlerin ıslanmaması için yemliklerin yağmurdan korunur bir yerde olması gerekmektedir.
4. Suluklar:

Resim 12.4. Şamandıralı Yalak Suluk.
Suluklar hayvanın rahatlıkla su içebileceği yerlere yerleştirilmelidir. Çeşitli tip ve yapıda sulukların olmasına rağmen, betondan yada paslanmaz metalden yapılan şamandıralı suluklar değişik çevre şartlarında daha kullanışlıdır. Sulukların 50x150 cm boyutlarında olması yeterli bulunmaktadır. Suluk etrafına 10 cm yükseklik ve 2 m genişlikte beton yapılması rahatça su içmesi ve suyu kirletmemesi yönünde uygun olacaktır.
5. Gölgelik:</B>
Hayvanları sıcaktan korumak amacıyla yapılmaktadır. Gölgelik yapılırken, hayvan başına 2,5 m² gölgelik alanı ve 3 m yüksekliği olacak şekilde düşünülmelidir. Gezinti yerinin ortasına yapılırsa her iki tarafında da hayvanlar yararlanabilir. Yapım malzemesi olarak, ahşap, demir vb. uygun ve ucuz malzemelerle yapılabilir.
6. Sundurma:
Açık sistem besicilikte, hayvanların dinlenmek, yağmur, kar ve rüzgardan korunmak için en çok kullandıkları bölümü oluşturmaktadır. Basitçe, üstü kapalı, kuzeyi duvarla çevrili ve tabanı beton olabilen yarı açık bir kısımdır. Hayvanları rüzgardan korumak ve güneşten yararlanmak için yönü güneye bakmalıdır. Güneşin içeri daha çok girmesi eni fazla geniş olmamalı ve çatı eğimi ona göre düşünülmelidir. Rüzgara karşı kuzey yönüne duvar yapılmalıdır. Yazın sundurma altının serin olması için birkaç tane de pencere yapılmasında fayda bulunmaktadır. Masrafı azaltmak amacıyla sundurmanın yan tarafının açık olması önerilmekle birlikte, duvar yapılması kışın rüzgara karşı hayvanları daha iyi korumaktadır. Sundurma hayvan başına 2 m² taban alanı, 2,30 m arka yüksekliği ve çatı eğimine göre ön yüksekliği belirlenerek yapılabilir.
7. Padok Bölme Çitleri:

Resim 12.5. Açıkta besicilikte çitler.
Çit, hayvanı belirli alanda tutmasını sağlayan, tel, örgü tel, demir, ahşap vb. malzemeden yapılabilen ve duvar yerine geçen yapılar diye tanımlayabiliriz. Ahırlardan, açık besi yerlerinde padok çevreleri ve iç bölmeler, kapalı sistemlerde bölme etrafları çitle çevrilebilir. Çitin yüksekliği hayvanın boyuna göre ayarlanabildiği gibi 1,30 m yeterli görülmektedir. Hayvanın bir bölmeden diğerine geçmesini yada dışarı çıkmasını önleyecek şekilde ikili, üçlü hatta dörtlü sıra halinde yapılabilir. Çit malzemesi olarak, ucuz, kolay bulunabilir dayanıklı her türlü malzemeden yapılabilir. Fakat genelde demir boru, ahşap, çelik halat, prefabrik elemanlar şeklindeki malzemeler çit yapım amacıyla daha çok kullanılmaktadır.
8. Hayvan Yakalama Yeri:
Açık beside hayvanlar serbest halde dolaştıklarından, aşı, ilaç, tartım, satmak vb. nedenlerden dolayı yakalanmaları zor olmaktadır. Hayvanın yakalanması için, padok içinde ve dışında hayvan yakalama yerinin yapılması gereklidir. Hayvan yakalama yeri, 2,5 m uzunluğunda, giriş kısmı 1,20 m çıkış kısmı 90 cm ölçülerindeki bir yer yeterli olmaktadır. Bu kısmın çıkışına hayvan tartmak için bir kantar yerleştirilebilir.
9. Hayvan İndirme Bindirme Yeri:

Resim 12.6. Hayvan indirme, bindirme rampası.
Hayvanı herhangi bir arabaya bindirmek yada indirmek için rampa yapılmasında yarar vardır. Rampanın yüksekliği kamyon kasa yüksekliğine göre yapılmasının yanı sıra taşınabilir olması kullanımı kolaylaştırır.
10. Yardımcı Tesisler:
Yemlerle ilgili kısımları içermektedir. Kapasite yada büyüklükleri hayvan sayısına göre ayarlanabilir.
a. Yem Hazırlama Yeri: İşletmenin uygun bir yerine yapılabilmekle birlikte, yem dağıtmanın kolay olabileceği bir yere yapılması, zeminin beton olması, yarı açık bir şekilde olması ihtiyacımızı karşılayabilecektir.
b. Kesif Yem Deposu:if yemlerin depolanacağı, beton zeminli kapalı yada ayrı açık bir kısmın olması gereklidir.
c Kaba Yem Deposu: Saman, yonca vb. kaba yemlerin konabileceği uygun yerler yapılmalıdır.
d. Silaj ve Posa Çukurları: Hayvan başına bir dönem için 1,5 m³ posa için, bunun iki katı silaj için çukurlar hesap edilmelidir. Çukurların zeminleri beton ve duvarları betonarme yapılmalıdır. Çukurlar yer üstü ve yer altı yapılabilir. Yer üstünde silaj ve posa için duvar yapılmayabilir. Buna karşılık iyi sıkıştırıp hava alması önlenmelidir.
11. Gübre Çukuru: Tabii zeminli açıkta besicilik işletmelerinde gübre devamlı temizlenmediğinden, gübre çukuruna ihtiyaç duyulmaz. Bunun dışında kalan diğer tiplerde gübrenin dolunca boşaltılması gerekmektedir. Bunun için toprak zeminli bir çukurun yapılması ihtiyacı karşılayabilecektir.
12.4.4.2. Açıkta Besi Yerinde Verimliliği Etkileyen Faktörler

a. Çevre Isısı: Yüksek enerjili dane yem ile beslenen hayvanlar, çevre ısısının -17 °C ye düştüğü günlerde bile fazla miktarda kilo alırlar. Yazın yüksek sıcaklar gelişmeyi düşürür. Bu nedenle gölgelik yapılmalıdır.
b. Rutubet: Havanın yüksek oranda rutubetli olması yem yemeyi, dolayısıyla gelişmeyi azaltır. Rutubetin düşük olması tozlanmaya yol açar. Tozlanma ise akciğer hastalıklarına neden olmaktadır. Böyle durumlarda çevreyi ıslatmak tozlanmayı azaltacaktır.
c. Yem ve Su: Hayvanların yaşaması ve verim alabilmesi için gerekli maddelerdir. Besideki hayvanlar yoğun yemle yemlendiği için su ihtiyaçları yüksek olmaktadır. Mevsimlere göre bu ihtiyaç artmakta yada azalmaktadır. Günde 1-2 defa vermek yeterli olmayabilir. Susuz kalan hayvanın yem tüketimi düşer ve sonuçta kilo alması azalır.
d. Rüzgar Kıran: Kışın hayvanların toplanıp çamurlanmaya neden olması yazın da hava hareketlerini önlemesi nedeniyle önerilmektedir.
e. Işık: Işıklandırmaya gerek olmamakla birlikte geceleri hayvanları görebilecek ışığın olmasında yarar bulunmaktadır.
f. Çamur: Kilo almayı yavaşlatır. Dolayısıyla besi süresini uzatarak maliyetlerin artmasına yol açar. Bu nedenle çamur sorunu halletmek gereklidir.
g. Yemlikler: Hayvanın beslenmesi ve işçilik yönünden önemlidir. En ucuz ahşaptan mal edilebilir. Taşınması ve temizliği kolaydır. Fakat betonlara göre daha az dayanıklıdır. Yem servis yolu beton ise burası da yemlik olarak kullanılabilir. Çitin alt kısmı 25-30 cm yüksekliğinde tahta perde ile kapatılır. Böylece yeme gübre karışması önlenmiş olur.

Resim 12.7. Yemlikler.
h. Gerekli Ekipmanlar: Bugün işçiliği azaltmak ve daha hızlı iş yapabilmek amacıyla çeşitli makineler geliştirilmiştir. İmkanlar ölçüsünde alınmasına karar verilirse nelerin gerekli olabileceği başlık halinde verilmiştir.
- Yem hazırlamada kullanılan makineler.
- Yem hammaddelerini dağıtan ve karıştıran makineler.
- Hayvanlara içme suyu sağlayan cihazlar.
- Taşıyıcı ve yükleyiciler.
12.4.4.3. Açık Besi Sisteminde Uygulanması Gerekli Beslenme Yöntemi
Besi yapmak için uygun hayvan seçilip, beslemeye başlayacağımız zaman ilk önce ne kadar süre ile besleyeceğimize karar vermemiz gereklidir. Daha sonra başlangıç canlı ağırlıklarını öğrenmek için tüm hayvanları tartmalıyız. Böylece, besi sonuna kadar ne kadar canlı ağırlık elde etmemiz gerektiğini tahmin edeceğiz. Sonuçta, besiciliğin karlı olması için, belirlenen sürede,hedeflenen canlı ağırlığa ulaşılıp ulaşılmadığı belirlenecektir. Örneğin, besiye alınacak hayvan 200 kg canlı ağırlıkta olsun ve 8 ayda 500 kg ulaşılması hedefleniyorsa aşağıdaki formülle bulunur.
Günlük canlı ağırlık ortalama (kg)=besi sonu canlı ağırlık - besi başı canlı ağırlık / besi süresi
Günlük canlı ağırlık ortalama (kg)=500 kg - 200kg / 240 gün = 1,25 kg / gün
Hayvan günlük ortalama 1250 gr canlı ağırlık artışı sağlaması halinde 8 ayda 500 kg canlı ağırlığa ulaşacak demektir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Bu da süreyi hesap ederken hayvanın günlük canlı ağırlık artışının, ırk kapasitesinin üstüne çıkılmaması gereklidir.
Besi kesif yemle yapılması halinde başarılı olunabilir. Çünkü ancak bu yöntemle günlük en az 1000 gr canlı ağırlık kazanabilir.
Hayvanlar taşınırken, 1 m² yere 2,5 dana, sığır için ise 1,5 m² yer hesap edilerek taşınabilir.