KÜMESLER, KÜMES KOŞULLARI VE EKİPMANLAR

Sıcak kanlı (homeotermik) hayvanlar grubundan olan tavuklar iç organlarını üniform bir sıcaklıkta tutabilme kabiliyetindedirler. Ancak bu mekanizma, çevre sıcaklığının belli sınırlar içerisinde olması halinde fonksiyoneldir. Çünkü kanatlılar ekstrem derecelerdeki sıcaklıklarda normal vücut fonksiyonlarını devam ettiremezler. Bu nedenle tavuklar için, sıcaklık dengesini devam ettirebilecekleri bir çevrenin sağlanması önemlidir. Buna göre tavukçulukta ilk ihtiyaç, uygun şartlara sahip bir barınaktır. Tavuklar için uygun şartlara sahip barınak denildiğinde; hayvanların iyi gelişmeyi sağlayabildikleri, strese maruz kalmadıkları ve beklenen verimleri, ekonomik sınırlar içinde, verebilmeleri için gerekli optimum çevre şartlarının sağlandığı barınak ifade edilmektedir.
İyi planlanmış ve yapılmış kümeslerin, tavukçuluk işletmesinde bir kaç yönden önemi vardır:
  • Bu tip kümesler, mümkün olan en az girdi ile en fazla ürün alınmasını sağlarlar. İyi barınak ölüm oranını, yem tüketimini ve enerji giderini azaltır.
  • İyi barınak, ürün kalitesini iyileştirir, daha üniform hayvan ve daha temiz yumurta elde edilir.
  • İyi planlanmış barınaklarda işgücü ihtiyacı azalır. Son yıllarda yöneticiler işletmede çalışan işçilerin rahatlığına ve ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanmasına da büyük önem vermeye başlamışlardır.
  • İyi planlanmış barınaklarda ekipmanların rantabıl kullanımı sağlanır. Makine ve ekipmanların ömrü uzar ve amortisman masrafı düşer.
Uygun bir barınakla özetle aşağıdaki şartların sağlaması istenir:
  • Soğuk havalarda hayvanlara uygun sıcak bir çevre sağlanabilmelidir.
  • Sıcak havalarda yeterli serinletme yapılabilmelidir.
  • Kümeste nem, optimum sınırlarda tutulabilmelidir.
  • Amonyak düzeyi kabul edilebilir sınırın altına düşürülebilmelidir.
  • Kümeste yeterli hava akımı sağlanabilmelidir.
Kümeslerin Yerleşim ve Planlanmasında Dikkat Edilecek Konular

Tavuk barınaklarının ekonomik üretim ve işletmecilik için uygun planlanması ve yerleşimi önemlidir. Bunun içinde planlama aşamasında aşağıdaki faktörlerin dikkate alınması gereklidir
  • Kümesin yapılacağı yerde yeterli ve uygun kalitede su bulunmalıdır.
  • İşletmenin çevre ile bağlantısı uygun ve yolu iyi olmalıdır.
  • İşletmenin elektrik ve telefon bağlantısı bulunmalıdır.
  • Arazinin topoğrafik durumu uygun olmalıdır
  • Toprak gözenekli ve hafif meyilli olmalıdır.
  • Yapıya başlamadan önce işletmeci, ilave masraflara ve birbirini izleyecek sıkıntılara neden olacak planlama hatalarından sakınmalıdır. Bunun için yetiştirme yönüne, barınak tipine, yapı şekline ve yatırımın büyüklüğüne karar vermelidir. Sonra yapının taslağı çıkarılmalı, en ekonomik üretim için ihtiyaç duyulacak ekipmanlar seçilmelidir.
  • Tabii bir rüzgar kırıcı (tepe, bayır ve ağaçlar) mevcut değilse, rüzgara karşı koruma, ağaçlandırma veya diğer binaların uygun şekilde yerleştirilmesiyle sağlanabilir.
  • Tavuk çiftliğinin yerleşim planında, genelde ön taraf yola doğru ayarlanmalı, rüzgar yönü ve direkt güneş ışığı dikkate alınmalıdır.
  • Kümesler ve binalar yangın halinde ateşin bir binadan diğerine kolayca sıçrayamayacağı şekilde, birbirinden yeterince uzakta olmalıdır
  • İşletmenin giriş birimi için dikkatli bir düzenleme yapılmalı, açıkta istenmeyen görüntüler bulunmamalıdır.
  • Planlama, işletmenin kolayca büyütülebilmesine uygun yapılmalıdır.
Bugün tavuk kümeslerinin çoğu klasik bir özellik gösterir. Hava akımının serbest hareket edebildiği, tabi havalandırmanın yapıldığı bir kümeste uygun bir çevre sağlanacaksa belirli ihtiyaçların da karşılanması gerekir.
Sonradan çeşitli güçlüklerle karşılaşılmaması için kümes yapılırken aşağıdaki hususların dikkate alınması gerekir:
Kümes Genişliği: Uygun kümes genişliği 10-12 m kadardır.
Kümes Uzunluğu: Kümesler herhangi bir uzunlukta yapılabilirler. Bunu çoğunlukla binanın yapılacağı arazi, kapasite ve havalandırma durumu belirler.
Kümes Yüksekliği: Uygun kümes yüksekliği 2.4 m kadardır. Bu, temelden çatıya kadar olan yüksekliği göstermektedir. Sıcak bölgelerde bu miktar 3 m’ye kadar artırılabilir.
Temel: Kümes binasını yeterince destekleyecek sağlam yapıda bir temel, bina için esastır. İyi bir temel, sağlam yapılı, derin ve suyla teması kesecek ölçüde olmalıdır. Temelin yapımında kullanılacak materyalin çeşidi, temelin istenen özellikte olmasını etkileyecektir.
Zemin: Kümes zemininde; toprak, tahta, beton, tahta ile kaplanmış beton, tuğla, kreosotlu ağaç kaplama, curuf veya bu materyallerin çeşitli kombinasyonları kullanılabilir. Zemin, hastalık kontrol programlarının uygulanabilmesine elverişli olmalıdır. Rutubet geçirmez, çatlaklardan an, fare vb. kemirgenlerin girişini önleyen, kolayca temizlenebilir, sağlam yapıda ve su tutmayan, etkili dezenfeksiyona müsait ve hijyenik özellikte olmalıdır.
Duvarlar: Duvarlar hem çatıya yeterince destek hem de rüzgara karşı yeterince sağlam olmalıdır. Materyal çeşidine ve arzu edilen izolasyon durumuna göre materyal seçiminde ve duvarın yapımında geniş bir varyasyon görülmektedir. Duvar izolasyonu, özellikle soğuk bölgelerde önemlidir.
Açık kümesler, tek tarafı açık ve yabani kuşların girişine engel olacak şekilde kafes tellerle kaplanmış olabileceği gibi, iki tarafı açık ve ihtiyaç duyulduğunda örtülebilecek şekilde perdeli olabilirler. Açık kısmın alanı, iklim şartlarına ve yetiştirilecek hayvanların büyüklüğüne bağlıdır.
Pencere ve Kapılar: Klasik kümeslerde pencereler, hayvanlara ışık ve havalandırma sağlanması açısından önemlidir. Ancak pencereler tek başına ne süre olarak yeterli aydınlatma, ne de yeterli havalandırma sağlayamazlar. Bu ihtiyaçlar ilave aydınlatma ve havalandırma ile kontrol edilmeye çalışılır.
Kapılar, traktör ve benzeri araçların kolaylıkla geçebileceği genişlikte olmalıdır. Çünkü kümes temizlenirken bu araçların içeri girmesi gereklidir.
Çatı: Kümesler çoğunlukla beşik çatı tipinde yapılmaktadır. Çatının duvarlardan çıkıntısı içeriye yağmur akıtmayacak ve güneşli havalarda gölge yapıp sıcaktan koruyacak şekilde olmalıdır. Çatı, yağmur geçirmez olmalı, iyi bir izolasyon sağlamalıdır. Bu amaçla imal edilmiş özel materyaller kullanılarak izolasyon sağlanabilir. Çatı izolasyonu hem yaz hem de kış için önemlidir. Çatı altı boşluğu iyi bir izolasyon yöntemi olabilir. Ancak hava giriş ve emme delikleri ayarlanarak bu çatı boşluğunun yeterli ölçüde havalandırılması sağlanmalıdır.
Kümeslerin Sınıflandırılmaları

Tavuk yetiştiriciliğinde, çeşitli kümes tipleri bulunmaktadır. Bunlar içinden değişik üretim sistemleri için geçerli olabilecek standart bir kümes tipi önermek mümkün değildir. Bu nedenle mevcut şartlarda en iyi barınak sisteminin seçiminde belirli hususların dikkate alınması gerekmektedir.

Resim 6.1. Kümes ve Gezinti Yeri
Bunlar;
  • Ekstrem sıcaklık, sıcaklık süreleri ve sıcaklıkla ilişkili diğer iklim faktörleri, güneş ışığı miktarı, yağmur,
  • Enlem derecesi,
  • Deniz seviyesinden yükseklik,
  • Büyüklük, yapı materyali, izolasyon derecesi, hayvanların rahatı, ekipmanların seçimi, mekanizasyon derecesi, hayvan yoğunluğu,
  • Havalandırma,
  • İşgücü kullanımı ve maliyeti,
  • Uygulanacak gübre manejmanı,
  • Sağlık koruma ve hastalık kontrolü,
  • İşletme verimliliği kontrol programları,
  • Bölgede servis hizmetlerinin bulunması,
Burada kümes tipleri incelenirken 4 farklı husus esas alınmış ve sınıflandırma bu esaslara göre yapılmıştır.
Bunlar:
  • Yetiştirme amacına göre kümes tipleri
  • Yapı şekline göre kümes tipleri
  • Zemin durumuna göre kümes tipleri
  • Isıtma şekline göre kümes tipleri
Yetiştirme Amacına Göre Kümes Tipleri:
Yumurta tavukçuluğunda kümesler yetiştirme amacına göre;
  • Civciv büyütme kümesleri
  • Piliç büyütme kümesleri
  • Yumurtlama kümesleri, şeklinde sınıflandırılabilir.
Önceleri civcivler 6-8 haftalık yaşta civciv büyütme kümesinden piliç büyütme kümesine, yaklaşık 20 haftalık yaşta da piliç büyütme kümesinden yumurtlama kümesine nakledilirlerdi. Fakat modern yetiştiricilikte hastalık kontrol programları açısından yumurta yönlü işletmelerde aşağıdaki uygulamalar görülür:
  • Civciv büyütme kümesleri
  • Piliç büyütme kümesi olarak ta kullanılan civciv büyütme kümesleri
  • Civciv büyütme ve piliç büyütme kümesleri
  • Piliç büyütme ve yumurtlama kümesleri
  • Civciv büyütme, piliç büyütme ve yumurtlama kümesleri
Yapı Şekline Göre Kümes Tipleri:
Yapı şekline göre kümes tipleri 3 grupta toplanabilir:
Açık kümesler
  • Bir tarafı açık kümesler
  • İki tarafı açık kümesler
Yarı kapalı kümesler
Kapalı (çevre kontrollü) kümesler
Zemin Durumuna Göre Kümes Tipleri:
Zemin durumuna göre kümes tipleri aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
  • Altlıklı yer sistemi kümesler
  • 2/3 ızgara sistemi kümesler
  • Tam ızgara sistemi kümesler
  • Kafes sistemi kümesler
  • Meyilli tel tabanlı kümesler
Isıtma Şekline Göre Kümes Tipleri
Kullanılan ısıtma şekline göre kümesler aşağıdaki gibi bir sınıflandırmaya tabi tutulabilir:
  • Kalorifer sistemli kümesler
  • Güneş enerjisi ile ısıtılan kümesler
  • Diğer ısı kaynakları ile ısıtılan kümesler
Açık Kümesler

Bu kümesler, iklim şartlarına bağlı olarak etlik piliçler, yumurta tavukları, damızlık tavuklar, hindi, ördek, kaz ve diğer kanatlılar için uygulanabilir. Açık kümesler, tek tarafı açık ve tel kafesle kaplı olabileceği gibi, iki tarafı açık ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere perdeli de olabilir. Bu kümeslerin, ülkemizin Ege ve Akdeniz bölgelerinde başarı ile kullanılması mümkündür.
Yarı Kapalı Kümesler

Bu kümeslerde hayvanlara daha fazla koruma ve çevre kontrolü sağlanır. Bu kümesler, pencereli kümesler olarak ta bilinirler. Çevre kontrollü kümeslere nazaran daha düşük sabit ve işletme masrafları nedeniyle doğal havalandırmalı veya pencereli kümeslere olan ilgi devam etmektedir.
Kapalı Kümesler

Çevre kontrollü kümesler, hayvanların optimum ihtiyaçlarına yakın bir çevrenin sağlandığı yapılardır. Bu ise, kümesin tamamen kapatılması ile sağlanabilir. Kirli hava fanlarla dışarıya atılır. Tamamen yapay aydınlatma yapılır. Yüksek hava sıcaklıklarında özel yöntemlerle serinletme yapılır. Soğuk aylarda iklim bölgesine bağlı olarak ısıtma yapılır. Ancak hayvanlar tarafından üretilen ve havaya yayılan ısı, uygun sıcaklığın sağlanması için yeterli olabilmektedir.

Resim 6.2. Kapalı ve Pencereli Kümes.
Çevre kontrollü kümesler de açık ve pencereli kümeslere benzer. Bu kümeslerde iyi bir temel, tavan arası boşluğu ve izolasyon çok önemlidir. Bu kümeslerde en önemli problem, yeterli havalandırmanın sağlanabilmesidir. işgücü masraflarının azaltılması için, çoğu çevre kontrollü kümeslerde otomatik yemleme ekipmanları kullanılır.
Çevre kontrollü kümeslerin özellikleri aşağıda özetlenmiştir:
  • Bu kümeslerde ışıklar söndürüldüğünde ışık geçirmez olmalıdır.
  • Enerji bakımından yeterli bir izolasyon derecesine sahip olmalıdırlar.
  • Kümes üniform bir ışık dağılımı ile ayarlanabilir ışık şiddetine (0.5-35 lux arasında) göre hazırlanmalı ve gerekli ekipmanlar yerleştirilmelidir.
  • Yer seviyesinde uniform bir hava akımı ve yeterli havalandırma sağlanabilmelidir.
  • Rüzgar geçirmez olmalıdır.
Derin Gübre Kanallı ( Deep-pt) Kümesler

Geçmiş yıllarda, yaş gübrenin neden olduğu sorunları çözümlemek amacıyla uygulanan derin gübre kanallı kümesler, derin altlık sistemi veya yükseğe kaldırılmış kümesler tekrar popüler olmaya başlamıştır. Bu sistemle, uzun bir dönem gübrenin kümeste kısmen kurutularak biriktirilmesi mümkündür.
Bu kümesler iki katlı olarak yapılırlar. Üst kat, hayvanların kafes veya ızgaralarda barındırıldığı tavanlı kısımdır, alt kat ise tavansızdır ve gübre burada birikir. Her bir katın yüksekliği de 2.4 m kadardır. Derin gübre kanallı kümesler yumurta tavukları için olduğu gibi piliç büyütmede de kullanılabilir.
Derin gübre kanallı kümesler, çoğunlukla çevre kontrollü kümesler olarak görülmekle beraber, pencereli kümesler olarak ta yapılabilmektedirler. Hava, tavukların bulunduğu binanın üst katında, kümesin ön ve arka cephesinin üst kısımlarında açılan hava giriş deliklerinden içeri alınır. Hayvanlar tarafından ısıtılan bu hava, daha sonra aşağıdaki gübre çukuruna doğru çekilir ve alt katın duvarlarına yerleştirilmiş bulunan emici fanlarla gübrenin üzerinden çekilerek dışarı atılır. Böylece alt kata giren sıcak hava, bu emici fanlarla binadan atılmadan önce gübre çukurundaki gübrenin nemini kısmen absorbe ederek kurutulmasını sağlar.
Prefabrik Kümesler

Prefabrik kümesler, çok iyi izolasyonlu mükemmel havalandırma sistemli ve hazırlanmış bütün ekipmanları ile anahtar teslimi yapılan kümeslerdir. Bu sistem, tavukçulukta görülen son gelişmelerden biridir. Prefabrik kümeslerin en belirgin avantajları aşağıda verilmiştir:
  • Yetiştiricinin, prefabrik kümes firmalarına, tüm kalemlerle ilgili masraf konusunda daha fazla güveni olabilmektedir.
  • Tüm yatırımın ve ekipmanların aynı kuruluştan temin edilmesi ile sağlanabilen net bir fiyat tasarrufu söz konusudur.
  • Prefabrik kümesler daha ekonomik olabilmektedir.
  • Tüm malzeme, ekipman ve materyaller, en iyi şekilde eğitilmiş personelce, geliştirilmiş plan ve teknoloji ile sağlanmaktadır.
  • İşletmeci açısından önemli olan bir hususta, tüm harcamalarda bir tek firma ile muhatap olunacağından, mali ve idari işlemler daha kolay olmaktadır.
  • Bu kümesler için ilgili firmaca verilen bir garanti süresinin olması da bir avantaj olarak kabul edilmektedir.
  • Bu kümeslerin yapılması diğer kümeslere nazaran çok daha kısa zaman almaktadır.
Altlıklı Yer Sistemi Kümesler

Bu tip kümesler yumurta tavukçuluğunda uygulanan en eski sistemdir. Bu sistem, kümesin tüm zeminin değişen derinlikte atlıkla kaplanmasından ibarettir. Yemlik ve suluklar altlık üzerine, folluklar da kümesin bir veya iki tarafına yerleştirilir. Ekipmanların tüm kümeste homojen bir şekilde yerleştirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Hayvanlara yem yeme ve su içme için uygun bir mesafe ve alan sağlanırsa, hem yem ve su tüketimi (gerektiği kadar) artacak hem de stres daha az olacaktır. Ayrıca, kümeste hayvanlar grup oluştururlar ve bir gruptaki hayvanlar diğer grubun alanı içindeki yemlik ve suluklara gitmezler. Bunun için yemlik ve suluklar yeterli ve homojen dağıtılmalıdır. Bu sistemde havalandırma ve izolasyona önem verilmelidir.

Resim 6.3. Yer Sistemi.
Altlıklı yer sistemli kümesler, ızgara, tel tabanlı veya kafes sisteminin uygun ve karlı olmadığı durumlarda kullanılabilir. Birim alana konulacak hayvan sayısı az olduğundan, hayvan başına yatırım masrafı fazladır. Fakat bakım masrafları düşüktür. Aynı zamanda daha esnek kullanım imkanları vardır. Örneğin, yaşlı tavukların tamamen boşaltıldığı yataklıklı yer sistemindeki bir sistem, tavukçulukta görülen son gelişmelerden biridir. Prefabrik kümeslerin en
belirgin avantajları aşağıda verilmiştir:
  • Yetiştiricinin, prefabrik kümes firmalarına, tüm kalemlerle ilgili masraf konusunda daha fazla güveni olabilmektedir.
  • Tüm yatırımın ve ekipmanların aynı kuruluştan temin edilmesi ile sağlanabilen net bir fiyat tasarrufu söz konusudur.
  • Prefabrik kümesler daha ekonomik olabilmektedir.
  • Tüm malzeme, ekipman ve materyaller, en iyi şekilde eğitilmiş personelce, geliştirilmiş plan ve teknoloji ile sağlanmaktadır.
  • İşletmeci açısından önemli olan bir hususta, tüm harcamalarda bir tek firma ile muhatap olunacağından, mali ve idari işlemler daha kolay olmaktadır.
  • Bu kümesler için ilgili firmaca verilen bir garanti süresinin olması da bir avantaj olarak kabul edilmektedir.
  • Bu kümeslerin yapılması diğer kümeslere nazaran çok daha kısa zaman almaktadır.
Altlıklı Izgara Sistemi Kümesler

Bu sistem, özellikle yüksek oranda döllü yumurta elde etmek amacıyla damızlık sürüler ve büyütme döneminde kullanılabilir. Bu kümeslerde ızgaralı bölümde, ızgara olarak fabrikasyon imali tel ızgara kullanılabilmekte ise de, bu pek tercih edilmemektedir. Bu kümes tipi bugün en fazla broyler yönlü damızlık sürülerde kullanılmaktadırlar. Bu sistemde hayvanlar ızgara üzerinde bulunmaya alıştırılmalıdır. Hayvanların yerden ızgara üstüne sıçramaya alışmalarından sonra, yemlik ve suluklar altlık üzerinde bırakılmaya devam edilirse, hayvanlar yemlik ve sulukları artık kullanmak istemeyeceklerdir. Bu tip kümeslerin çoğunda ızgaralar üzerine otomatik yemlik ve suluklar yerleştirilir.

Resim 6.4. Izgara Sistemi.
Sekiz haftalık yaşa kadar yemlik ve sulukların tamamı altlık üzerine konmalıdır. Hayvanlar otomatik yemlik ve suluklardan yem yemeye ve su içmeye başladıktan sonra altlık üzerinde bulunan yemlik ve suluklar tedrici olarak kaldırılır. Buna alışamayan veya yeni yemliklerin yerini öğrenemeyen az sayıda hayvan bulunabilecektir. Ancak bunlar da zamanla alışacaklardır.
Bu sistemin avantajları aşağıda verilmiştir:
  • Hayvan başına yerleşim alanı ihtiyacı daha azdır, bu nedenle birim yerleşim alanında daha fazla yumurta üretilebilmektedir.
  • Tam ızgara sistemine nazaran bu kümeslerde yere yumurtlama daha az olmaktadır.
  • Hayvan başına işgücü masrafı daha azdır.
  • Ölüm oranı ve çatlak yumurta oranı bakımlarından diğer sistemlerle bir farklılık bulunmamaktadır.
  • Damızlık sürülerde, bu sistemde tam ızgara sistemine göre daha yüksek döllülük oranı elde edilmektedir.
Bu sistemin dezavantajları ise şunlardır:
  • İlk tesis maliyeti altlıklı yer sistemi ile karşılaştırıldığında daha fazladır.
  • Altlıklı ızgara sisteminde, tam ızgara sistemi ile karşılaştırıldığında hayvan başına daha az yumurta elde edilmektedir.
  • Izgaralar üzerinde hayvanların kalabalık oluşu, kirli yumurta oranının artmasına neden olmaktadır.
Çoğu kez 2/3 sistemi olarak ta adlandırılan bu kümes tipinde yararlanılabilen toplam zemin alanının 2/3’ü ızgara, 1/3’ü altlık olmakla beraber, uygulamada bu oranlar sırasıyla %60 ve %40 kadardır. Tam ızgara sistemi, ticari yumurtacılar, et ve yumurta yönlü damızlıklar için kullanılabilmekte ise de, kümeste belirli miktarda altlıklı alanın bulunması daha iyi yerleşim alanı sağlamaktadır. Damızlık hayvanlar, tam ızgara veya tel tabanlı kümeslerde barındırıldığında döllülük oranı düşmektedir.
Kullanılan ızgaralar, yaklaşık 2.5x5 cm kesitli ağaç çıtaların 2.5 cm ara ile yan yana ve kümesin uzunluğunca yerleştirilmesiyle yapılır. Izgaralar, biriken gübrenin temizliği için kaldırılabilir, taşınabilir özellikte olmalıdır. Izgaralar kümeste iki şekilde yerleştirilebilir:
  • Izgaraların kümesin iki yanına yerleştirilmesinde, Izgaraların yarısı kümesin uzunluğunca bir kenara, diğer yarısı da diğer kenar boyunca yerleştirilir. Bu yerleşim şeklinin, açık kümeslerde şiddetli yağmurlarda, yağmur damlalarının yataklık yerine ızgaralara gelmesi gibi bir avantajı da vardır. Ayrıca kümeste günlük işler, işçiler tarafından kümes boyunca ortadaki alanda, yataklık kısmında daha kolay görülebilir.
  • Izgaraların kümesin ortasında yerleştirilmesinde ise ızgaraların tamamı kümesin uzunluğu ortada ve yataklık alanının ise yarısı kümesin bir tarafında, diğer yarısı da kümesin diğer kenarı boyunca uzanmaktadır. Bu yerleşim, yemlik ve sulukların ızgaralardaki yerleşimi açısından çevre kontrollü kümeslerde bir dezavantaja sahiptir. Ayrıca açık kümeslerde, bilhassa iki tarafı açık kümeslerde, şiddetli yağmurlarda yataklığın ıslanması dezavantajı da vardır. Keza folluklar, kümesin uzun kenarı boyunca yer aldığından, diğer işler için işçilerin ızgara üzerinden karşı tarafa geçişi de ayrı bir zorluk olmaktadır. lzgaraların yüksekliği, zeminden yaklaşık 70 cm kadar olmaktadır. Izgaraların altında bırakılacak bu yükseklik, bir yıl boyunca gübrenin ızgara altında birikmesi için önemlidir.
Tam Izgaralı Kümesler

Özellikle ticari yumurta yönlü yetiştiricilikte hayvanlar, civciv büyütme veya civciv-piliç büyütme kümesinden tam ızgaralı kümeslere nakledilir. Böylece, ticari yumurtacı sürüler için, işletmelerde tam ızgara sistemi rahatça uygulanabilir. Ancak tam ızgara sisteminde çoğunlukla damızlık sürüler barındırılır.
Tam ızgara sistemi yaklaşık 200 yıldan beri Avrupa’da kullanılmaktadır. Bu sistem, kümesin tüm zemininin yerden belirli bir yükseklikte ızgara veya tel tabanla döşenmesi şeklindedir. Tel tabanlı sistemin, tellerde paslanma olması, mekanik zararlarla karşılaşılması ve tavuklarda ayak problemlerine neden olması gibi sakıncaları vardır.
Izgara sisteminde, gübre hayvanların ayakları ile itilerek alttaki gübre çukurunda birikir. Normalde, yılda bir kez ızgaralar kaldırılarak, gübrenin atılması ve kümeste tam bir temizlik-dezenfeksiyon işleminin yapılması gereklidir. Gübre çukuruna su dökülmesi önlenmiş ve gübre çukuru normalden daha derin yapılmışsa, bu işlem birkaç yılda bir de yapılabilir. Tam ızgara sisteminde ızgaraların yapısı, büyüklüğü, yüksekliği, ızgara çıtalarının enine, kesitteki ölçüleri 2/3 ızgara sisteminin aynısıdır.
Tam ızgara sisteminin bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu sistemin avantajları şu şekilde sıralanabilir:
  • Yer sistemine göre birim alanda daha fazla hayvan barındırılabilir. Çünkü hayvan başına hesaplanan yerleşim alanı, yumurtacı piliçler için altlıklı yer sisteminde 0.18 m iken, tam ızgara sisteminde 0.09 m kadardır.
  • Altlığa ihtiyaç duyulmaz, dolayısıyla altlık masrafı olmaz.
  • Sağlık koruma ve hastalık kontrol önlemlerinin etkinliği daha üstündür. Özellikle bakteriyel hastalıkların kontrolü daha iyi olmaktadır.
  • Su dökülmelerinden kaynaklanan aşırı nem hariç olmak üzere, bir yumurtlama döneminde kümeste temizlik ve dezenfeksiyona ihtiyaç duyulmaz.
  • Gübre problemi azalır.
  • Bu kümeslerde, ızgaralı yer sisteminde görülen bazı manejman problemleri görülmez.
Bu sistemin dezavantajları ise şu şekilde sıralanabilir.
  • Klasik yer sistemine göre ilk yatırım masrafı daha yüksektir.
  • Binanın kullanımında esneklik daha azdır
  • Izgara aralarından yem dökülmeleri önemi; bir kayıptır.
  • Hayvanlar daha sinirli olur.
  • Kanibalizm ve tüy yolma, bu kümeslerde bir problem olabilir.
  • Kırık yumurta oranı daha yüksek olabilmektedir.
  • Yumurta verimi biraz daha düşüktür.
Meyilli Tel Tabanlı Kümesler

Son yıllarda, kümeslerde görülen bir yenilik de meyilli tel tabanlı kümeslerdir. Bu kümeslerde, hafif meyilli, plastik veya telden yapılmış tabanlar yerleştirilir. Bu kümeslerde tabanda her 10 cm için 13 mm’lik bir eğim sağlanır. Bu şekilde eğimli tel veya plastik taban üzerinde yumurtalar rahatça yuvarlanarak, meyilli tabanın sonunda bulunan yumurta toplama bölümünde birikir ve sonra buradan alınırlar. Yumurtaların yumurtlandığı folluklar da kümes tabanına yerleştirilir. Bu meyilli tel veya plastik taban, yerde yumurtlanan yumurtaların toplanması amacına yöneliktir. Tel taban yapımında iki yöntem uygulanmaktadır:
A Şekil Tel Tabanlar: Bu yöntemde meyilli tabanın en yüksek yeri, kümesin merkezi hattı olup, meyil buradan bazen bir servis yolu bırakacak şekilde iki yan duvara doğru gelmektedir. Folluklar, duvarlara karşı veya her duvarın yanındaki servis yollarına yerleştirilir.
V Şekil Tel Tabanlar: Bu yöntemde, meyilli tabanın en yüksek kısımları, kümesin uzun yan duvarları ile birleştiği yerdedir. Taban, uzun yan duvarlardan follukların yerleştirildiği merkezi hatta doğru meyillendirilmiştir. Böylece yumurtalar, kümes uzunluğunda merkezi b hatta toplanır. Bu kümeslere yumurtaların, folluk bölümlerinden ve yer yumurtalarının yuvarlandığı bölümlerden, hareketli bir bant yardımı ile otomatik olarak toplanabileceği bir düzenekte yerleştirilebilir. Taban malzemesi olarak fabrikasyonu imali, kaynaklanmış teller kullanılır. Tel tabana ilave destek te sağlanarak, sağlam bir yapı oluşturulabilir. Tel tabandaki gözlerin ölçüsü 2.5x5 cm kadardır. Tel tabanda daha küçük gözler kullanıldığında damızlık sürülerde, horozlarda ayak iltihaplarında azalma sağlanabilir. Tel tabanın döşenmesinde, yumurtaların kolayca ve kırılmadan yuvarlanabilecekleri bir eğim ve yapının sağlanmasında, tel yerine özel plastik materyaller de kullanılabilir.
Kafes Sistemi Kümesler

Tavukların kafeste barındırılmaları 1920’li yıllarda başlamıştır. Özellikle yumurta tavuklarında kafes sistemi çok yaygınlaşmıştır. Bugün dünyada ticari yumurtacı ların %75’inin kafes sisteminde yetiştirildiği tahmin edilmektedir. ABD’de ise bu oran %93’ün üzerindedir. Tavukların kafes sisteminde yetiştirilmesine yönelik büyük bir eğilim varsa da, ticari yumurtacıların bir kısmı halen yer ve ızgara sisteminde yetiştirilmektedir. Kafes sisteminde bazen bireysel kafesler kullanılmaktadır. 2, 3 ve 4 tavukluk kafesler yaygın olup, büyük koloni kafes sistemleri yaygın değildir.
Yumurta tavukları, cinsi olgunluk dönemine kadar ki civciv ve piliç dönemlerinde yer ve kafes sistemleri ile bunların kombinasyonlarından oluşan 4 yetiştirme sisteminde barındırılırlar. Bunlar:
  • Kafeste ve yerde büyütme
  • Yerde ve kafeste büyütme
  • İki kümes ve kafes sistemi
  • Tek kümes ve kafes sistemi
Büyütme Kümesleri: Civciv büyütme ve piliç büyütme kümeslerinin genişliği, kafeslerin ölçüsüne göre belirlenmelidir. İki ya da üç sıralı kafeslerin bulunduğu kümeslerde hayvan yoğunluğu fazla olmaktadır. Çünkü kafes sisteminde birim alana düşen hayvan sayısı, yer sistemine göre çok fazladır. Bu miktar, kafes tipine ve hayvanların yaşına bağlı olarak 3-5 misli olabilir. Bu nedenle de havalandırma ihtiyacı fazla olmaktadır. llıman veya soğuk iklimlerde, taze havanın sağlanması, nem ve amonyağın yok edilmesinde çevre kontrollü kümesler en iyi çözümdür. Ancak pencereli kümeslerde bunların karşılanması için gerekli düzenlemelerin yapılması önem kazanır. Hayvan yoğunluğunun fazla olduğu bu kümeslerde, kümes içi sıcaklığını optimumda tutmak kolay değildir. Açık tip kümeslerde bile bu durum problem olabilir. Çevre kontrollü kümeslerde bu nedenle kümes içi sıcaklığının yükselmesinin önlenmesinde buharlaştırma yoluyla soğutma, bilinen en iyi uygulamadır.
Pencereli kümeslerde de bu problemin önemle dikkate alınması gerekmektedir.
Yumurtlama Kümesleri: Kafeste yetiştirilen yumurtacılar için de çevreye karşı belirli koruma önlemleri alınmalıdır. Kış aylarında dondurucu soğukların olmadığı ılıman iklimlerde, üstte çatının dışında fazla bir korumaya ihtiyaç duyulmadığı halde, kış aylarının soğuk geçtiği iklim bölgelerinde tam korunmuş bir barınağa ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kümeslerde de yüksek hayvan yoğunluğu nedeniyle kümese taze hava girişinin ve fazla ısı ile amonyağın atılması önemlidir. Gelişmiş ülkelerde, kafes sistemi için pencereli kümesler kadar çevre kontrollü kümesler de yaygındır.
Kümes genişliği, kümesin içine yerleştirilecek kafes sisteminin yapı ve genişliği ile kafes sıralarına göre değişir. Sadece güneş ve yağmura karşı çatıya ihtiyaç duyulan ılıman iklimlerde ve çevre korumasına ihtiyaç duyulan soğuk iklimlerde beşik çatı yaygındır. Çatı genişliği ise, kafes sıralarının sayısı ile belirlenir. Gübrenin çevre kirletici bir faktör olması nedeniyle, özellikle soğuk iklimli bölgelerde, çözüm olarak kafes kümeslerinde derin gübre kanallı sistem yaygın olarak kullanılmaktadır.
Civciv büyütme kafesleri: Bu kafesler yaklaşık 30-40 cm yükseklikte olup taban genişliği ise değişiklik gösterir. Kullanılan en yaygın ölçüler 55x60; 60x60; 60x70 ve 60x90 cm şeklindedir. Civciv büyütme kafeslerin in tabanlarında tel ızgaradan veya plastik kaplanmış tel ızgara ya da tamamen plastikten yapılmış ızgaralar kullanılabilir. Izgara delikleri 1.5x5 cm veya 2.5x2.5 cm ölçülerinde yapılabilir. Deliklerin büyüklüğü 1.25 cm’den fazla olduğunda, ilk 2 haftalık dönem için, tabanın kağıtla kaplanmasına ihtiyaç duyulur.
Büyütme kafeslerinde taban genellikle eğimli değildir. Fakat yemliklerin ön tarafında biraz eğim bulunur. Kafeslerin ön kısmına yemlikler yerleştirilir. Kafeslerin ön kısmı ayarlanabilir olmalıdır. Böylece civcivlerin yemliklere geçişi önlenir. Teller arasındaki açıklık ayarlanarak farklı büyüklükteki hayvanların aynı yemlikleri kullanmaları sağlanabilir.
Kafes kapıları, civcivlerin kafeslere konması ve gerektiğinde kafeslerden çıkarılması için açıp kapanabilir kapı veya kapaklar kullanılır. Bu kapak veya kapılar, kafeslerin önünde veya üstünde bulunur.
Civciv büyütme döneminde hem kafeslerin, hem de kümes içi sıcaklığının belli bir derecenin altına düşürülmemesi gerekir. Kafeslerin ısıtılmasında çeşitli yöntemler kullanılmakta ise de, sıcak su borusu kullanımı yaygındır. Bu ısıtma sıcak su borularının kümesin uzunluğunca kafeslerin üst kısmından geçirilmesi şeklinde yapılır.
Kafeslerde hayvanlara su temini için kap, otomatik damlalıklı ve oluklu suluklar yaygın kullanılan suluk tipleridir. Suluklar konusunda, tipten çok yüksekliğin hayvanlar büyüdükçe, ayarlanabilir olması önemlidir.
Civciv büyütme döneminde, oluklu tip yemlik en yaygın olarak kullanılan yemlik tipidir. Elle veya otomatik olarak doldurulabilir, yüksekliği ayarlanabilir olması tercih edilir. Civciv büyütme ve piliç büyütme kafeslerinde bir, iki veya üç sıralı kafes sistemleri kullanılır.
Piliç Büyütme Kafesleri: Büyütme dönemi, çoğunlukla piliçlerin yumurtlama ünitelerine nakledildikleri yaşa bağlıdır. Bu dönem genelde 14-18. haftalar arasında değişir. Bu durumda yumurtlama kafeslerinin birkaç hafta için büyütme kafesi olarak kullanılacakları unutulmamalıdır.
İki tip büyütme kafesi vardır:
a. Ayrı büyütme kafesleri: Bu tip kafeslerde, genellikle civciv büyütme döneminden sonra hayvanların bakıldığı ayrı bir büyütme kümesine yerleştirilir. Değişik kafes genişlikleri olup her birinde 10-35 piliç bulunabilmektedir.
b. Civciv ve piliç büyütme kombine kafesleri: Bu sistem, civcivlerin büyütme dönemi ile piliçlerin yaklaşık cinsi olgunluk dönemine kadar aynı kafeste büyütülmesi esasına dayanır.
Civciv büyütme kafesleri, piliç büyütme dönemi için de kullanıldığında bu iki kafesin özellikleri birbirine benzemektedir. Yaş ve hayvan büyüklüğü çok fazla fark etmediğinden bu kafeslerin büyüklüğü civciv büyütme kafesleri ile aynıdır. Kafes tabanındaki ızgara teller arasındaki açıklık, gübrenin kolaylıkla aşağı düşeceği kadar olmalıdır. Uygulamada ticari kafes tiplerinde bu açıklık bakımından geniş bir değişim görülür. Taban düz olmalıdır.
Civciv büyütme kafeslerinde kullanılan suluklar bu kafeslerde de kullanılabilir. Ancak bu kafeslerdeki sulukların yüksekliği, civciv büyütme kafeslerindekine göre daha yüksek olmalıdır. Büyütme kafeslerinde, oluk tipi yemlikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yemliklerin de elle veya otomatik olarak doldurulan tipleri vardır. Yarı otomatik yemlikler için yem arabaları kullanılır. Otomatik yemleme ekipmanları, işgücünden önemli ölçüde tasarruf sağlamaktadır. Yemliklerin dıştan değil de, kafeslerin içinden geçirilmesi ile hayvanların yemliklerin her iki tarafından da yararlanmaları sağlanabilir.
Yumurtlama Kafesleri Yumurtlama kafesleri esas olarak meyilli tel tabanlı, ön tarafında yemleme, su içme, yumurta toplama için monte edilmiş yardımcı ilave ekipmanları olan, tel ızgara ile kaplanmış bir kutu olarak tarif edilebilir. Son kırk yıllık dönemde bu esas yapıda küçük değişimler görülmüşse de, yumurta üretiminde en popüler sistem olmuştur. Ancak son yıllarda hayvan haklarının korunması amacıyla kafes yapısı ve dizaynında bazı değişikliklere gidilmiştir.
Yumurtlama kafesleri değişik ölçülerde yapılabilir. Kafeslerle ilgili bu ölçü farklılığı, daha çok uzunluk, genişlik veya derinlik bakımından olup, yükseklikler sabittir. Kafes başına beş hayvandan az düşünüldüğünde, hayvan başına yerleşim alanı ihtiyacı 350-450 cm arasında hesaplanabilir. Örneğin 4 hayvanlı bir kafes 30x45 cm ebadında ve 35 cm yükseklikte ya da 45x30 cm ebatta ve yine 35 cm yükseklikte olabilir. Kafes başına 5-9 hayvan düşünüldüğünde 40x45 cm ebat ve 35 cm yükseklik; 10-19 tavuk düşünüldüğünde bu ölçüler 60x60x35 cm; koloni kafesleri olarak ta adlandırılan 20’den daha fazla tavuk barındırılan kafeslerde ise 120x60x35 cm ölçüleri uygulanabilir.
Yumurtlama kafesi için kullanılan materyal genelde fabrikasyon imali tel ızgaradır. Bazen plastik kaplanmış tel ızgara da kullanılır. Bütün yumurtlama kafesleri tabanları, yumurtaların toplama yerine veya hareketli bir banta yuvarlanabileceği şekilde uygun bir eğimde olmalıdırlar. Bu eğim kafes önünün 35 cm, arkasının 30 cm yükseklikte yapılması ile sağlanmakta ve kafeslerde 100 lik bir eğim oluşturulmaktadır.
Kafes tabanları, özellikle koloni kafeslerinin tabanları yeterince sağlam olmalıdır. Kafes tabanlarında ızgara delikleri, genelde 2.5x5 cm kadardır.
Kafes tabanında, yumurtaların toplanma yerlerine yuvarlanırken çatlama ve kırılmalarını mümkün olduğu kadar asgariye indirecek ölçüde bir eğim sağlanmalıdır. Kafes tabanı için tavsiye edilen eğim, 10 cm kafes derinliği için 8 mm olarak hesaplanmalıdır.
Kafes sistemi ortaya çıktıktan sonra, sadece kafes büyüklükleri değil, kümeste kafes yerleşimi ve kafes başına hayvan sayısı da büyük ölçüde değişiklik göstermiştir.
Bireysel Kafesler: Her kafes gözüne bir tavuğun konduğu kafes sistemidir. Ancak hayvan başına yatırım masrafı çok yüksek olduğundan bugün ıslah ve araştırma amaçlı pedigrili çiftleştirmelerde, kullanılmaktadır.
Küçük Grup Kafesleri: Bu yumurtlama kafeslerinin her birine 2 veya daha fazla tavuk konur. En yaygını 3-4 tavuk konulanıdır. Ancak bu kafeslere konulan hayvan sayısı 8-10 tavuğu geçmemektedir.
Koloni Kafesleri: Bu yumurtlama kafeslerinin herbirine 20-30 tavuk konulabilmektedir.
Kümes alanından tasarruf sağlanması ve böylece kafeslerin yerleştirildiği kümeste birim hayvan başına yatırım masraflarının azaltılması için belirli bir alana daha fazla kafes sığdırılabilmesi amacıyla çeşitli yetiştirme yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.

Resim 6.4. Koloni Kafesleri.
Tek Sıralı Kafesler: Tek katlı yerleştirme düzenidir. Bu tür kafes sistemli kümesin hayvan başına yatırım maliyeti oldukça yüksektir. Açık kümeslerin yaygın olduğu sıcak ve ılıman iklimlerde bu kafes sistemi uygundur.
Çift Sıralı Kafesler: Bu kafeslere “Kademeli Kafesler”, “Stair Step”, yada “Kaliforniya Tipi Kafesler” de denir. Üst kat çıkıntılıdır, iki kafes sırası arasında kademeli bir dizilme görüldüğünden, üst katta bulunan hayvanların gübreleri alt katla temas etmeksizin kümes tabanındaki kanala düşmektedir.
Üç sıralı kafesler: Sınırlı olan kümes alanından daha fazla yararlanmak üzere üç katlı veya sıralı kafes sistemi kullanılmaktadır. Sıraların dizilişi, üst katların gübresi alttaki kata düşebilecek veya kafes sıraları üst üste veya çıkıntılı olarak yapılmaktadır.
d. Dört ve Beş Sıralı Kafesler: Dört ve beş katlı kafesler, yapı olarak üç sıralı kafesler gibi olup, farkları dört veya beş sıralı oluşlarıdır. Ancak bu kafesler, üç sıralılar kadar yaygın değildir.
Yatay kafesler tek katlı kafeslere benzeyen kafes blokları şeklindedir. Tam otomatik olarak çalışırlar. Bu nedenlerle, bu tip kafesler, mekanizasyonun ucuz olduğu ve yüksek yatırım istemeyen ılıman bölge kümesleri için uygundur. Dikey, bateri ya da apartman tipi olarak bilinen kafesler 3 veya 4 katlı olarak yapılırlar. Stair-step ile apartman tipi kafesler arasında bir geçit tip olarak bilinen kompakt kafesler de 2 veya 3 katlı olarak yapılabilmektedir.
Kümes Ekipmanları

Tavukçulukta ekipmanların ayrı bir önemi vardır. Çoğu tavukçuluk ekipmanları, bugün üstün bir teknoloji ile yapılmakta ve hazır olarak satılmaktadır. Satın alınırken, amaca en uygun tipin seçilmesi gerekir. Ancak bunlar arasında, bazı işletmeler tarafından yapılabilecek olanları da vardır. Bu durumda tek tek ekipmanların teknik özelliklerinin bilinmesi gerekir. Tavukçuluk ekipmanlarının büyüklük ve dizaynları farklıdır. Hatta bir ekipmanın, örneğin yemliğin bile farklı büyütme dönemleri için kullanılacak büyüklük, tip ve özellikleri olabilmektedir. Ancak bütün ekipmanlar için geçerli olabilecek bazı temel özellikler vardır.
Ekipman seçiminde önemli olan hususlar aşağıda verilmiştir:
  • Fayda değeri: Ekipman yararlı ve çalışır durumda olmalıdır.
  • Yapı özelliği: Bir çok ekipman işletmede monte edildiğinden, parçalanıp toplanabilir bir yapıda olmalıdır.
  • Sağlamlık: Tavukçuluk ekipmanları, uzun süre kullanılabilecek şekilde sağlam olmalıdır.
  • Kullanışlılık: Ekipmanlar, komplike olmamalıdır. Kullanım kılavuzuna ihtiyaç duyulmamalı, kullanan işçiler kolayca kavrayıp öğrenebilmeli, kullanabilmeli ve küçük arızaları kolayca tamir edebilmelidirler.
  • Yıllık bakım masrafları: Ekipmanların yıllık bakım masrafları düşük olmalıdır. Çünkü yumurtanın maliyetinde gerek amortisman, gerekse yıllık bakım-onarım giderleri önemlidir. Ucuz ekipman alarak daha yüksek bakım- onarım giderleri ödemek ve kısa süre kullanmak yerine, uzun ömürlü ve yıllık bakım-onarım giderleri düşük ekipman almak çok daha ucudur.
  • Taşınabilirlik: Tavukçulukta kullanılan ekipmanların çoğu taşınabilir, yani bir yerden diğer yere kolayca nakledilebilir özellikte olmalıdır.
  • Bulunabilirlik: Seçilecek sabit, portatif ve taşınabilir özellikteki ekipmanlar ve yedek parçaları kolayca bulunabilir olmalıdır.
  • Yemliklerin yem zayiatını azaltıcı nitelikte olması: Hayvanlar, uygun şekilde yapılmış yemliklerle yemlendiklerinde, yem zayiatı azalacaktır. Böyle yemlikler yemin hayvan tarafından yemlik dışına saçılmasını asgariye indirileceğinden, yem zayiatı azalıp yemden tasarruf edilecektir.
  • Ekipmanların işgücünü azaltıcı özellikte olması: Modern ekipmanlar kümeste ihtiyaç duyulan işgücünü azaltıcı nitelikte olmalıdır.
  • Gübre muhafaza ve kirliliğin önlenmesi: Gübrenin hem çevreyi kirletme özelliği hem de satılabilir değeri vardır. Bu nedenle gübre, uygun muhafaza yöntemi kullanılarak, en karlı şekilde elden çıkarılmalıdır.
  • Ekipmanlar, yapısal olarak karmaşık olmamalı sık sık arıza yapmamalı ve istenen fonksiyonları tam olarak sağlayabilmelidir.
  • Ekipmanlar kolay temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir nitelikte olmalıdır.
Kümeslerde Isıtma Sistemleri ve Ana Makineleri

Çevre kontrollü olmayan kümeslerde genellikle ısıtma odun yakıtı ile gerçekleştirilir. Kümesin büyüklüğüne göre yeterli soba kurulabilir. Isıtmada dikkate alınacak sıcaklık civciv seviyesinde ölçülmelidir.
Sobaya ve diğer ısıtma ekipmanlarına alternatif olarak çeşitli tip ana makineleri bulunmaktadır. Yer tipi veya çok katlı ana makineleri, tavana asılanlar, yere konulanlar, elektrikli, fueloil’le ısıtılanlar, doğal gazlı, gaz yağı ile çalışan ana makineleri ve infrared lambalar bunlar arasında sayılabilir.
Çok katlı ana makineleri: Çok katlı ana makineleri kafes şeklindedir. Genellikle 6 katlı, ikili bloklar halinde, ısıtma sistemi elektriklidir. Her katta, ön ve arkada yemlik ve suluklar bulunur. Kolayca çıkarılıp, temizlenip takılabilirler. Civcivler burada iki, en fazla üç hafta kalıp kümes ya da kafeslere nakledilirler. Bugün için yaygın değildir ve yerlerini diğer ısıtıcılar almıştır.
Gazlı ana makineleri: Yaygın olarak kullanılan bir ana makinesi tipidir. Isıtıcı, 2-2.5 m çapında kubbe şeklindeki bir kapağın içine yerleştirilmiştir. Her biri için 500-750 civciv hesaplanabilir.
Düz şapka tipi ana makineleri: Isıtıcının üzerinde bulunan kapak düzdür. İsmini de bu özelliğinden almıştır. Isıtıcı tarafından radyant ısı meydana getirilir. Yaklaşık 1.2 m çapındadırlar ve zeminden 60 cm yükseğe asılırlar. Her ısıtıcı için 500 civciv hesaplanır.
Katalizörlü (Katalitik) ana makineleri: Bir katalizör tarafından meydana getirilen kimyasal reaksiyonla ısı üretimi esasına dayalı gazlı ısıtıcılardır. Temiz ve alevsiz bir ısı sağlarlar. Toz ve rutubetten etkilenmezler.
İnfrared ana Makineleri: İnfrarad tuğlalı ana makineleri, ısıtıldığında infrared ışınlar veren, ısıya dayanıklı bir tuğla altındaki özel bir ısıtıcı ile ısı verirler. Bu ana makinelerinin şapkalı ve şapkasız olmak üzere çeşitli tipleri vardır. Isı verme güçleri diğer ana makinelerinden biraz daha düşüktür. İnfared lambalar yataklığın üzerine 45-70 cm yükseğe asılırlar. 60-100 civciv için 250 watt’lık bir infrared lamba yeterli olmaktadır.
Gazyağı ile çalışan ana Makineleri: Diğer yakıtların bulunmadığı veya gazyağının ucuz olduğu yerlerde kullanılan geniş bir şapka ile örtülü ana makineleridir.
Elektrikli ana makineleri: Elektriğin pahalı olmadığı yerlerde kullanılan ısıtıcılardır. lsıtıcılar bir şapka altında yerleştirilmiş olup, ısı bir termostatla ayarlanabilir. Bazı modellerinde şapkanın üstüne yerleştirilen bir fan ile üstten taze hava alınarak, aşağıya veya civcivlerin üstüne iletilir. Yaklaşık 2500 watt’lık elektrik gücü, bu ısıtıcılar için yeterli olabilir.
Kümeslerde ısıtma değişik şekillerde yapılmaktadır. Bunlar;
Sıcak hava sistemi: Kümese sıcak hava akımı verilerek yapılan bir ısıtma sistemidir.
Zemin ısıtma sistemi: Bu sistemde betondan yapılmış kümes tabanı altına döşenen borulardan geçen sıcak su ile ısıtılır. Kümesin dışına yerleştirilen termostatlı kazandan borulara su verilir. Bazı durumlarda beton zeminin, tabana yerleştirilmiş elektrik telleriyle ısıtılması mümkündür. Zemin ısıtma sisteminde yataklık kullanılmaz. Civciv büyütme kümesinde zemin ısıtma sistemi kullanılıyorsa, bütün zemin ısıtılmaz. Ancak kümesin ortasındaki hat üzerinde 2.5 m genişlikteki bir alan ısıtılır. Bütün zeminin ısıtılması durumunda, civcivlerde zayıf tüylenme görülecektir.
Sıcak su borularıyla ısıtma: Bu sistemde ihtiyaç duyulan ısıyı sağlamak için yerden 30 cm yükseklikte su boruları yerleştirilir. Kümes dışında bir odada bulunan termostatlı bir sıcak su kazanından bu borulara sabit sıcaklıkta su verilir. Ayrıca kümesin ortasında, boruların altına da bir termostat yerleştirilir. Böylece kümeste sıcaklık düştüğünde, kazandan sıcak su çekilerek istenen sıcaklığa ulaşılacaktır. Kümesin orta hattında, zemine yakın olarak 4-8 kadar su borusu yerleştirilir. Borulardan çıkan ısının da civcivlere yöneltilmesi için boruların üzerine kapaklar yerleştirilir. Su boruları, kümesin ön veya arka tarafına yerleştirilmemelidir.
Merkezi ısıtma sistemi: Kalorifer sistemiyle bütün kümesin merkezi olarak ısıtılması esasına dayanır. Isıtıcılarla veya ana makineleri ile yapılan ısıtma ile tüm kümesin ısıtılması arasında bazı farklılıklar vardır. Tüm kümesin ısıtılması durumunda, kümes içi sıcaklık ısıtıcılar altında civciv seviyesindeki sıcaklıktan birkaç derece daha düşük tutulmaktadır. Tüm kümesin ısıtılması durumunda, kuluçkadan çıkmış günlük civcivler için sağlanan sıcaklık yaklaşık 29°C iken, ısıtıcılar altında civciv seviyesinde istenen sıcaklık 32°C’dir.
İlk günlerde civcivleri ısı kaynağına yakın tutabilmek için civciv büyütme çemberleri kullanılır. Büyütme çemberleri bir daire oluşturacak şekilde, ısı kaynağına yaklaşık 75 cm mesafede yerleştirilir. Civcivler büyüdükçe daha fazla alan sağlanması amacıyla çemberlerin çevrelediği alan genişletilebilir. Soğuk havalarda büyütme çemberlerinin yekpare olması, sıcak havalarda ise bir miktar hava sirkülasyonunun sağlanması amacıyla ağ gözlü olması tercih edilir.
İlk günlerde bütün civcivlerin, üşüdüklerinde ısı kaynağına yaklaşmasını öğrenmeleri pek kolay değildir. Civcivlere ısı kaynağının yerini öğretmek ve teşvik etmek için, ısıtıcı civarına küçük bir ışık kaynağı (atraksiyon lambası) yerleştirilebilir. Bu ışık kaynağı, her ısıtıcı için 7.5 watt’Iık normal elektrik ampulü olabilir. ilk 2-3 günden sonra civcivler ısıtıcıların yerini öğrenecek ve alışacakları için bu ışık kaynağı kaldırılır.
Yemlikler

Yemlikler kolay doldurulabilir, kolay temizlenebilir, yem zayiatını asgari düzeyde tutulabilir, içlerine hayvanların giremeyecekleri şekilde olmalıdır. Ayrıca, içlerine hayvanlar tarafından yataklık materyali bulaştırılmayacak şekilde, fakat rahatça yem yiyebilecekleri yükseklikte düzenlenmelidirler. Bugün farklı ihtiyaçlara göre yapılmış çok çeşitli yemlik tipleri bulunmaktadır. Bu ekipmanların otomatik olanları hem işgücünden tasarruf sağlarlar, hem de yemi temiz ve taze özellikte tutarlar. Ancak bu otomatik ekipmanların kullanılabilmesi için, elektrik kesilmelerine karşı işletmede jeneratör bulunması zorunludur.
Yemlikler aşağıda şekilde sınıflandırılabilir:
Şekillerine Göre Yemlik Tipleri: Şekil itibarıyla üç tip yemlik bulunmaktadır:
  • Oluk tipi yemlikler
  • Yuvarlak yemlikler
  • Borulu yemlikler
Otomasyon Tiplerine Göre Yemlik Tipleri:
Otomasyon durumuna göre yemlikler üç grupta toplanır:
  • Basit yemlikler: Bunlara oluklu, tekne veya yalak şeklindeki yemlikler de denir. Oluklu yemlikler genellikle 12 m uzunlukta olurlar ve elle doldurulurlar. Bu yemliklerin üzerleri, hayvanların yemlik içine girmelerini ve yem zayiatını önleyecek şekilde yapılırlar. Gerek yarı otomatik olan askılı, gerekse otomatik yemliklerin, basit yemliklerde bulunmayan büyük avantajları vardır. Elle doldurulan basit yemliklerde daha fazla işgücüne ihtiyaç duyulur.
  • Yarı otomatik yemlikler: Bu yemliklere askılı yemlikler de denir. Askılı yemliklerde 20-40 cm çaplı bir silindir kısmı ile bu silindirin, üzerine oturduğu yine daire şeklinde derince bir tabla kısmı vardır. Üstten konan yem, silindirin altı ile tabla arasındaki boşluktan akar. Bu yem hayvanlar tarafından tüketilip seviyesi düştükçe yemin akması da devam eder. Bu yemlikler tavana asılırlar ismini de buradan almışlardır. Bu yemliklerin doldurulması için yem arabaları kullanılır.
  • Otomatik Yemlikler: Bu yemlikler, hayvanların yem yiyebilecekleri askılı bir tava, taban veya oluktan ibarettir. Otomatik yemliklerin çeşitli firmalarca imal edilmiş değişik tipleri bulunmaktadır. Kafes ve yer sistemlerinde kullanılabilir. Yem, yem deposundan yemliklere otomatik bir mekanizma ile taşınmakta ve dağılmaktadır. Otomatik yemlikler, ticari sürüler için en uygun sistemdir ve her zaman hayvanlara taze temiz yem sağlanması avantajına sahiptirler.
Her yaş döneminde hayvanlara yeterli miktarda yemlik alanı sağlanmalıdır. 0-6 haftalık civciv büyütme döneminde, uzun yemliklerde hayvan başına 5 cm yemlik alanı hesaplanır. 7-20 haftalık dönemde 5-7.5 cm ve yumurtlama döneminde 10 cm olarak hesaplanır. Uzun yemliklerde yemliklerin her iki tarafı da kullanılabilecekse oluk uzunluğu iki yemlik alanı sağlayacaktır.
Yuvarlak yemliklerde ihtiyaç duyulan yemlik alanı daha azdır. Yukarıda belirtilen üç yaş dönemi için yuvarlak yemliklerde hayvan başına ihtiyaç duyulan yemlik alanı 1.5-2, 3.5-4 ve 4-5 cm kadardır. 100 yumurta tavuğu için 18-22 kg kapasiteli 6 adet askılı yemlik hesaplanabilir.
Kafes sisteminde üç yaş dönemi için hayvan başına yemlik alanı ihtiyacı sırasıyla 4.5-5.5, 5.5-7 ve 7.5-10cm olarak hesaplanabilir.
Suluklar

Tavukların tükettikleri yemin 2-3 katı suya ihtiyaçlarının bulunması, suyun ve sulukların önemini göstermektedir. Kullanılan su ekipmanları ve suluk sistemleri suyu temiz tutabilmeli, kolaylıkla temizlenebilmeli, mümkün olduğunca etrafa su sıçramasını önleyebilecek şekilde olmalı ve sıcak havalarda suyu serin tutucu, Soğuk havalarda da suyu donmaktan koruyucu özellikte olmalıdırlar. Sulukların temiz tutulabilmesi, su sıçramasının önlenmesi ve yataklığın ıslanmaması için, suluk yüksekliğinin hayvanların omuzları hizasında tutulmasına dikkat edilmelidir. Bugün ticari üretim işletmelerinde çeşitli tip suluklar kullanılmaktadır.
Suluklar otomasyon durumuna göre üç kısma ayrılırlar:
  • Basit suluklar
  • Yarı otomatik suluklar
  • Tam otomatik suluklar
Suluklar şekilleri itibarîyle de dört gruba ayrılırlar:
  • Uzun, oluk şeklindeki suluklar
  • Yuvarlak silindir şeklindeki suluklar
  • Çanak suluklar
  • Damlalıklı Suluklar
Oluk Suluklar: Genellikle ‘V” şeklindedirler ve kümes zemini üzerinde yükseklikleri 5-40 cm arasında ayarlanabilir. Bu sulukların üst kısmı, hayvanların sıçramalarını önleyecek şekilde yapılırlar. Bazen da dış kısma konulan tel parmaklık ile su sıçramalarının azaltılmasına çalışılır. Çalışma sistemleri genellikle şamandıra ile sağlanır. Bu sulukların suyun akması ve durması için kullanılan düzeneğe göre çeşitli tipleri bulunmaktadır. Bu suluklarda suyun derinliği 1.5 cm’ yi geçmemelidir. Bu sağlanmadığı takdirde, suluktaki su daha kısa zamanda kirletilecektir.
Yuvarlak Suluklar: Yaygın olarak kullanılan suluklardır. Yuvarlak suluklar depolu yarı otomatik, ya da bir depoya su borusu hattı ile bağlı olarak tam otomatik tipte olurlar. Yuvarlak suluklar arasında en çok kullanılan askılı suluklardır. Askılı suluklar tavana asılan plastik veya metalden yapılmış yuvarlak suluklardır. Tavana bağlı oldukları ip veya zincir, uzatılıp kısaltılarak yerden yükseklikleri ayarlanabilir.
Kap veya Çanak Suluklar: Bunlar 5-15 cm çapında ve 2.5-7.5 cm derinlikte küçük suluklardır. Bu sulukların da, suyun suluklara akmasında kullanılan düzenek çeşidine göre çeşitli tipleri bulunmaktadır.
Damlalıklı (Nipel) Suluklar: Damlalıklı suluklar bir haftalık yaştan önce kullanılmazlar. Bu suluklar, hayvanın gagasının teması ile su damlama esasına göre çalışırlar. Damlalıklı suluklar, kafes sisteminde yaygın olarak kullanılan suluklardır. İlk 1-2 hafta içinde 100 civciv için 4-5 litrelik bir civciv suluğu hesaplanır. 2-6 haftalık yaşta oluk suluklarda hayvan başına 1-1.5 cm suluk mesafesi hesaplanır. Bu dönemde 100 hayvan başına bir adet askılı otomatik suluk kullanılır. 6-10 haftalık yaşta hayvan başına oluklu suluklar için 2 cm, 10-20 haftalık yaşta da 2.5-3 cm hesaplanır. Askılı yuvarlak otomatik suluklar kullanılıyorsa, 100 hayvan başına bir suluk yeterlidir. Yumurta verim döneminde, uzun suluklarda hayvan başına 3 cm suluk alanı hesaplanır. Yuvarlak askılı çanak ve damlalıklı sulukların herbiri için sırasıyla 20-25, 8-12 ve 8-10 adet piliç hesaplanabilir. Kafes sisteminde 0-6, 6-20 haftalık yaşlar ve yumurta verim döneminde kap veya damlalıklı suluk başına 20, 10 ve 5 hayvan hesaplan ir.
Tünekler

Tünekler, daha çok ekstansif sistemde kullanılan ve hayvanların özellikle geceleri tünemeleri için kullanılan yapılardır. Entansif sistemde hem büyütme, hem de yumurtlama kümeslerinde tüneğe ihtiyaç duyulmaz ise de, özellikle küçük sürülerde kullanılabilir. Hatta kafes sisteminde dahi tünek uygulamasını görmek mümkündür.
Tünek yapımında kullanılan en yaygın materyal tahtadır. Tünekler genellikle 5x5, 5x7.5 veya 5x10 cm kesitli, köşe ve sivri keskin kenarları yuvarlaklaştırılmış tahtalardan yapılırlar. Böylece hayvanların kolay ve daha rahat durmaları sağlanır. Bu tahtalar 30-40 cm aralıklarla birbirine paralel olarak yerleştirilirler. Tünekler normal olarak gübre çukurunun üst kısmına yerleştirilirler.
Hayvanların tünekte rahat edebilmeleri için, büyüklüklerine göre yeterli alan sağlanmalıdır. Bunun için hafif ırk ve hatlarda hayvan başına 20 cm, ağır ırk veya hatlarda ise hayvan başına 25 cm yerleşim mesafesi hesaplanmalıdır. Tüneklerin yerden yüksekliği hafif ırk ve hatlar için 60-80 cm, ağır ırk ve hatlar için ise 40-60 cm olmalıdır. Tüneklerin altında gübre birikeceğinden bu gübrenin periyodik olarak toplanması gerekir. Ancak tüneklerin altında gübre çukurunun bulunması daha uygundur. Böylece tavukların gübre ile teması azaltıldığından daha kaliteli gübre ve daha temiz yumurta elde edilir. Gübre çukuru, kümeste sağlık koruma önlemleri bakımından da önemlidir.
Folluklar

İçerisine tavukların yumurtladıkları kutu şeklindeki yapılardır. Folluklar tahtadan veya tamamen metalden yapılabilirler. Metal folluklar daha kolay temizlenebilmesi ve küçük kurtların zararına maruz kalmaması bakımından tercih edilirler. Folluk yataklık materyalinin ise nem emici özellikte olması gerekir.

Resim 6.5. Folluklar.
Folluklar özelliklerine göre değişik şekillerde sınıflandırılabilir.
Basit folluklar: Bunlar, yer sistemli yumurta tavukçuluğunda kullanılan folluklardır. Her folluk gözü bir tavuk tarafından kullanılabilir. Bu folluklar çoğunlukla metalden yapılmıştır. 5-6 folluk gözü yan yana bataryalar halinde, 2- 3 katlı, üstü de hayvanların tünemelerini önlenecek şekilde eğimli olarak yapılır. Taban kolaylıkla temizlenebilir olmalıdır. Folluk önündeki atlama tahtaları, geceleyin tavukların folluklara girişini önlemek için yükseltilebilecek şekilde yapılmalıdır. Atlama tahtaları ayrıca folluğun daha temiz tutulmasına da yardımcı olur. Bir folluk gözü için 30 cm genişlik, 35 cm derinlik ve 30-35 cm yükseklik yeterlidir. Kümeste folluk ihtiyacı belirlenirken, her 4-5 tavuk için bir folluk gözü hesaplanır. Özellikle pik yumurta verim döneminde, kümeste bu esasa göre yeterli folluk bulundurulmalıdır. Bu follukların alt kısmı zeminden yaklaşık 60 cm yükseklikte olur. Yumurtalar bakıcılar tarafından elle toplanır.
Yarı otomatik folluklar: Bu folluklarda tel taban hafif eğimli olup, yumurtalar bu eğim nedeniyle yuvarlanırlar ve follukların önünde birikirler. Biriken yumurtalar, bakıcılar tarafından elle toplanırlar.
Grup (Koloni) folluklar: Bu folluklar hayvanların grip çıkacağı bir, bazen iki deliği olabilen içi tek bölümlü tel kafes zeminli ve aynı anda birçok tavuğun yumurtlayabileceği yapılardır. Her grup folluğunda yumurtaları toplamak için açılabilen bir kapak bulunur. Bu folluklar, yaygın olarak 60x240, 60x180, 60x305 ve 60x425 cm boyutlarında yapılır. Bu folluklarda her 5 tavuk için 900-950 cm veya hayvan başına 185 cm alan hesaplanır.
Kapanlı folluklar: Diğer folluklardan farklı olarak hayvan içeriye girdiğinde kapağı kapanan ve bakıcı tarafından kapağın açılıp hayvanın çıkartıldığı folluk tipidir. Tavuk yumurtladıktan sonra, işçi hayvanı dışarı salarken yumurtanın hangi tavuğa ait olduğunu da kaydeder. Bu nedenle, kapanlı folluklar daha ziyade pedigri kayıtlarına ihtiyaç duyulan damızlık-ıslah işletmelerinde kullanılır. Bu folluklarda önemli olan kümeste yere yumurtlamayı minimuma indirmek için follukların rahat olması ve hayvanın kolayca içeriye girebilmesinin sağlanmasıdır. Bu folluklarda 3-4 tavuk için bir folluk gözü hesaplanır.
Tipi ve yapısı nasıl olursa olsun kapanlı folluklarda hayvan follukta iken, dışarı çıkamamalı ve iyi havalandırılabilir olmalıdır.
Tam otomatik folluklar:Yumurtaların mekanik olarak toplandığı folluklardır. Yumurtalar folluğun meyilli plastik kaplanmış tel tabanı üzerinde yuvarlanarak folluğun önünde toplanır. Yumurtaların toplandığı bu kısımlardan hareketli bir bantla yumurtalar otomatik olarak toplanır. Otomatik folluklar kullanıldığında, yataklıklı yer sisteminde follukların tabanı yerden 60 cm yüksekte olmalıdır. Tam ızgara veya tel tabanlı kümeslerde ise yere yumurtlamayı azaltmak için bu yükseklik daha az olmalıdır. Bu tip folluklarda her 4 tavuğa bir folluk gözü hesaplanır.
Diğer Kümes Ekipmanları

Kümeslerde yukarıda özellikleri verilen ekipmanlar yanında, birçok ekipman ve malzemeler kullanılmaktadır. Bunlar aşağıda verilmiştir.
  • Yem alarm saati, grit yemlikleri, yem tankları, dökme yem ambarları, yem terazileri.
  • Su saati.
  • Yumurta toplama ekipman ve sistemleri.
  • Işık ayar saati.
  • Gübre toplama ve yataklık kaldırma ekipmanı, gübre kurutucuları.
  • Jeneratör.
  • Temizlik, sprey, yakma, dezenfeksiyon ve aşılama ekipmanları.
  • Yumurta taşıma araçları ve depolama odaları.
  • Yakma makineleri ve imha çukurları
  • Hayvan yakalama ekipmanları, canlı ve ölü tavuk taşıma sandıkları.
  • Gaga kesim makineleri.
Kümeslerde İzolasyon

İzolasyon, bir taraftan diğer tarafa ısı transfer hızını azaltmaya; izolasyon materyali de bu amaçla kullanılan materyallere denir. Bina yapımında kullanılan bütün materyaller az çok bir izolasyon değerine sahiplerse de, bu amaçla özel olarak bazı materyaller kullanılır.
izolasyonun çeşitli fonksiyonları vardır. En önemlileri ise şunlardır:
  • Soğuk havalarda binadan ısı kayıp hızını azaltarak, ısının muhafaza edilmesini sağlar. Kümeste hayvanlar tarafından üretilen ısı dikkate alınırsa, iyi bir izolasyon ile önemli miktarlarda ısıtma yapmadan arzu edilen barınak şartlarının devamı mümkün olur.
  • Sıcak havalarda ısı geçiş hızını azaltarak kümeste ısı artış hızının düşmesine yardım eder. Bu durum ülkemizde özellikle güney bölgelerinde önemlidir.
  • Duvar ve tavan yüzeyleri sıcak tutularak nem yoğunlaşması kontrol edilir. Zayıf veya yetersiz izolasyonlu yapılarda, tavan iç yüzeyi ve duvar yüzeyi kış aylarında soğur ve hayvanlar rahatsız olur. Yüzey ısısı belirli bir dereceye düştüğünde, yüzeye yakın hava doymuş hale gelir ve nem yoğunlaşması görülür. Yüzey sıcaklığı, donma noktasının altında olduğunda nemlenme oluşur. İyi izolasyonlu binalarda duvar ve tavan nispi olarak daha sıcak tutularak yoğunlaşma azaltılır.
İzolasyon materyallerinin bazı özellikler taşıması gerekmektedir;
Materyal nemli veya ıslak olduğunda sıcak ve soğuğu geçireceğinden, yalıtım materyalinin etkili olabilmesi için öncelikle kuru olması gerekmektedir.
Duvarların veya çatının dış yüzeyinden ıslanma ve nemin çekilmesinin veya izolasyon materyalinin ıslanmasının önlenmesi için de arada bir hava boşluğunun bırakılması ya da araya hava boşluğu yerine gözenekli fakat rutubet geçirmeyen özellikte maddeler konulması gerekmektedir. Son yıllarda hava boşluğunun yerini bu amaçla yapılmış maddeler almıştır.
Kümeslerde yan duvarların üst kenarlarında karşılıklı bağlantı yapmak ve alttan da izolasyon materyalleri ile kaplanarak bir tavan arası boşluğunun oluşturulması mümkündür. Çatı altında böyle bir hava boşluğu oluşturulmasının bazı avantajları vardır. Hava boşluğunun genişliği izolasyon değeri ile ilişkili değildir. Bu hava boşluğu, soğuk kış aylarında, ısı kayıplarının önlenmesi için çok yararlı olduğu halde, sıcak yaz aylarında fazla ısının kümesten atılmasında önemli bir engel veya dezavantajdır. Bu nedenle sıcak yaz aylarında fazla ısının kümesten atılmasında buna uygun bir havalandırma tekniğinin sağlanması gerekir. Örneğin çevre kontrollü veya penceresiz kümeslerde soğuk kış aylarında kümese giren hava, bu çatı boşluğundan alınırsa hava ısıtılmış olur. Sıcak yaz aylarında da kümese giren hava, çatı boşluğu yerine direkt olarak dışardan alınırsa bu problem çözülmüş olur.
Kümes Koşulları
Sıcaklık

Kanatlılar sıcak kanlı hayvanlardır. Fizyolojik fonksiyonlarının devamı için sabit bir vücut sıcaklığına ihtiyaç duyarlar. Çevre sıcaklığı belirli sınırlar içerisinde olmak kaydıyla vücut sıcaklıklarını aynı seviyede devam ettirirler. Ergin kanatlılar için vücut sıcaklığı yaklaşık 41-42°C (40.6-41.7°C) arasındadır. Ancak tavukların, uniform vücut sıcaklığını devam ettirme yetenekleri belirli çevre sıcaklıklarında daha etkindir. Hayvanlar sıcak bir çevreye maruz kaldıklarında, fazla ısıyı atmak için vücudun serinleme mekanizmasını çalıştırmaya başlarlar. Soğuk bir çevreye maruz kaldıklarında ise metabolik işlemler vasıtasıyla ısı üreterek ve izolasyon mekanizmalarını çalıştırarak, vücut ısısını belli sınırlarda tutmaya çalışırlar.
Kanatlılar, belli çevre sıcaklıklarında vücut sıcaklığını devam ettirebilmek için bazı fiziksel ve kimyasal mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bunlar fiziksel ve kimyasal regülasyon olarak iki grupta toplanırlar:
Fiziksel Termoregülasyon: Fiziksel termoregülasyon;
Hissedilebilen veya kuru ısı kayıpları: Vücuttan çevreye direkt olan bir ısı kaybıdır. Başka bir ifadeyle hissedilebilen ısı, çevrenin sıcaklığını arttırmaya neden olan ısı kayıplarıdır. Bu ısı kayıplarının hızı, hayvanın tüylenme özelliğine, tüylerin hareketine, baş ve ayaklar ile buralardaki vücut uzantılarına kan sağlamaya bağlıdır. Damar yapısı ve damarların genişleyebilmesi, bu vücut uzantılarından olan ısı kaybını %15-20 kadar değiştirebilir
Radyasyon (Isı Yayılımı): Tavuğun vücut yüzeyinin sıcaklığı, içinde bulunduğu çevrenin sıcaklığından fazla olduğunda, radyasyon yoluyla vücuttan ısı kaybedilir ve çevre sıcaklığı, hayvanın vücut sıcaklığına veya daha aşağısına düştüğünde bu ısı kaybı durmaktadır.
Konveksiyon: Konveksiyon yoluyla ısı kayıp mekanizmasında, fazla ısı önce ısı üreten dokulardan kana transfer edilir sonra kan yoluyla deriye nakledilir. Nihayet deri veya vücudun dış yüzey ısısı artar ve bu ısıda havaya verilerek kaybedilir. Soğuk veya serin hava, tavuğun vücut yüzeyi ile temas ettiğinde ısınan hava genleşir, yükselir ve ısı hava ile taşınır. Fanlar vasıtasıyla hava akım hızı artırıldıkça konveksiyon yoluyla vücuttan ısı kaybı da artacaktır. Çevre sıcaklığı yükseldikçe konveksiyon yoluyla ısı kaybı azalacaktır. Vücut yüzeyinden olan tüm ısı kayıplarının ancak %10-25i konveksiyon yoluyla gerçekleşmekte ve kümeste artan hava akım hızı da ısı çıkışını artırmaktadır. Kümes içi hava sıcaklığı, vücut yüzeyi sıcaklığından daha yüksek olduğunda hem konveksiyon hem de kondüksiyon yoluyla ısı kayıpları birlikte olacaktır.
Kondüksiyon (Isı iletimi): Kondüksiyon yoluyla ısı kaybında, vücut içerisindeki fazla ısı hücreden hücreye taşınır ve vücudun dış yüzeyine ulaştığında da fazla ısı kaybedilir. Tavuğun soğuk bir zemine oturması veya çevresindeki herhangi bir ob ile temas etmesiyle kondüksiyon yoluyla ısı kaybı olmaktadır. Bu nedenle yüksek sıcaklıkta hayvanlar yere çömelerek ve soğuk zemine göğsünü yapıştırarak ısı kaybını artırmaya çalışırlar. Ancak hava zayıf bir ısı ileticisi olduğundan nem kapsamı düşük de olsa, hava ile temasta genellikle hayvan vücudundan kondüksiyon yoluyla ısı kaybı çok düşük olmaktadır.
Hissedilmeyen veya gizli (ya da ıslak) ısı kayıpları: Gizli ısı kayıpları, vücuttan solunum yoluyla ve suyun buharlaşmasıyla olan direkt ısı kayıplarıdır. Çoğu memelilerde ter bezleriyle nem kaybında olduğu gibi, tavuklar da yüksek oranda nem kapsayan solunum yoluyla serinleme yöntemini kullanırlar. Gizli ısı kayıpları, kümes içi sıcaklığını arttırmaz. Bu ısı kaybı, çevre sıcaklığı yükseldiğinde vücuttan fazla ısının atılmasında önemli bir yöntemdir. Bunun yanında dışkı ve yumurta üretimiyle ısı kayıpları da vardır.
Davranış regülasyonu: Kanatlılar davranım düzenlen ile ısı kayıplarını değiştirebilirler. Dış yüzey alanlarını artırarak ya da azaltarak ısı alışverişini ayarlayabilirler. Soğuk ve sıcak stresine maruz kaldıklarında farklı davranım şekilleri ortaya koyarlar. Tavuklar, sıcaklık stresine karşı aşağıdaki davranım düzenlerini geliştirmişlerdir:
  • Vücutta daha az ısının meydana getirilmesi için daha az hareket ederler. Ayakta durmaktan ziyade çömelerek dinlenirler.
  • Yem tüketimini azaltıp su tüketimini artırırlar.
  • Solunum hızını artırarak su ve dolayısıyla ısı kaybını ayarlarlar.
  • Kanatlarını yayarlar. Çünkü kanatların açılması dış yüzey alanını genişleteceğinden ısı kayıp hızı da artacaktır.
  • Nemli ve serin bir yere, örneğin beton zemine ya da duvar kenarlarına otururlar. Göğüslerini veya göğüs tüylerini serin olan zemine yapıştırarak ısı kaybını artırmaya çalışırlar.
  • Tüylerini normal hale getirirler. Böylece ısı kaybı daha kolay olmaktadır.
  • Tarak tüylerini su ile çırpıp serinlemeye çalışırlar.
Kanatlılar, sıcağa nazaran soğuğa daha iyi adapte olabilmektedirler. Kanatlılar soğuk stresine karşı aşağıdaki mekanizmalarını kullanırlar:
  • Vücut aktivitesini artırırlar.
  • Yem tüketimini artırırlar.
  • Soğuktan korunmak için tüylerini kabartırlar. Tüylerin kabartılmasıyla yalıtım özelliği artırılarak ısı kaybı azaltılır.
  • Soğuğa tepki olarak titrerler. Bu davranım, ilave ısı meydana getirmek üzere vücudun metabolik hızını artırır.
Tavuklar, sıcak ve soğuk stresine dayanmak zorunda kalırlarsa; verim düşer ve yemden yararlanma kötüleşir.
Metabolik (Kimyasal) Regülasyon: Metabolik regülasyonu kontrol eden birçok hormon (hipofiz, tiroit, andrenaller ve pankreans) vardır. Düşük çevre sıcaklığında hissedilebilen ısı kaybındaki artış ile denge sağlamak amacıyla metabolik hız arttırılmakta, rahat bölge sınırları içerisindeki çevre sıcaklıklarında metabolik hız minimum düzeyde tutulmakta ve yüksek çevre sıcaklığında ise, serinleme mekanizmasının aktivasyonu için metabolik hızda tekrar yükselme görülmektedir. Rahat (termonötral) bölgenin her iki tarafında düşük kritik sıcaklık ve yüksek kritik sıcaklık olmak üzere iki kritik sıcaklık noktası bulunmaktadır. Metabolik hız (veya ısı üretimi), ırk, yaş, cinsiyet, beslenme durumu gibi birçok faktörden etkilenir. Bu faktörler dışında metabolik hızı etkileyen grup büyüklüğü, tüylenme durumu, aktivite ve günlük varyasyon gibi biyolojik faktörler de vardır. Fakat bir hayvanda metabolik hızı etkileyen en önemli faktör, şüphesiz çevre sıcaklığıdır.
Rahat Bölge: Hayvanlar, çevre şartları bakımından rahat bir çevrede bulunduklarında ısı üretimleri oldukça sabittir. Vücutta ısı üretiminde değişme olmayan bir rahatlık bölgesi vardır. Buna termonötral, rahat bölge, ya da rahatlık bölgesi denir. Hayvanlar için rahat bölgenin sınırlarını belirlemek kolay değildir. Ancak tavuklar için rahat bölgenin, 10-20°C’ler arasında olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda 5-10 ve 20-25°C’ler de kabul edilir sınırlardır. Ancak 0-5°C’ler, bazı önlemlerin alınması gerektiği, verim kaybının beklendiği kritik sıcaklık dereceleridir. Asıl tehlike 0°C’den aşağı ve 30°C’den yukarı sıcaklıklarda meydana gelir. Vücut sıcaklığında öldürücü üst sınır 47°C’ dir.
Yüksek sıcaklığın hayvanların fizyolojileri üzerinde önemli etkileri vardır.
Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
  • Yüksek sıcaklıklarda hayvanlar daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Halbuki bu şartlarda yem tüketimi azaldığından, söz konusu ihtiyaç vücuda alınan yemle karşılanamaz olur. Bu durumda artan enerji ihtiyacı için glikoz, protein ve yağları kapsayan kendi enerji kaynakları kullanılmaya başlanır.
  • Yüksek çevre sıcaklığının, ovipozisyon zamanı ve yumurta oluşumunda etkisi vardır.
  • Sıcaklık stresi altında, ovaryumdan çok yumurta kanalı etkilenmekte, ve daha yüksek oranda anormal yumurta yumurtlanmaktadır.
  • Yumurta oluşum süresi etkilenmektedir. Örneğin, kabuk bezinde (uterus) yumurtanın kalış süresi yaklaşık bir saat uzamaktadır.
  • Sürüde stres artmaktadır.
  • Vücudu serin tutmak için solunum hızı artmaktadır.
  • Kalp atışı ve dolayısıyla kan basıncı artmaktadır.
  • Oksijen tüketimi azalmaktadır.
  • Kalp damarları fonksiyonlarını tam olarak yapamaz hale gelmekte ve kan kalsiyum düzeyinde düşme görülmektedir.
Yüksek çevre sıcaklığının büyüme ve verim üzerine de etkileri bulunmaktadır. Yüksek çevre sıcaklığı iştahı azaltır, yem tüketimini düşürür. Bunun sonucunda canlı ağırlık artışı azalır. Piliç büyütme döneminde hayvanların yüksek çevre sıcaklığına maruz kalmaları cinsi olgunluk yaşını geciktirir. Birçok araştırma yüksek çevre sıcaklığının yumurta verimini düşürdüğünü göstermektedir. Yüksek çevre sıcaklığı, yumurta tavuklarında yemden yararlanmayı da olumsuz etkiler, yumurta ağırlığının düşmesine neden olur. Yumurta dış ve iç kalitesini düşürür, ölüm oranını arttırır.
Çevre kontrollü kümeslerde yeterli ve uygun bir havalandırma sayesinde sıcaklıkla ilgili problemlere pek rastlanmaz. Ancak klasik (pencereli ve diğer açık) kümeslerde, sıcak bölgelerde veya sıcak dönemlerde kümes içi sıcaklığını azaltmak ve hayvanları sıcağa karşı korumak için uygulanabilecek birçok program ve önlem bulunmaktadır.
Yüksek çevre sıcaklığının etkisini azaltmak için kümes yapılmadan önce, iklim şartlarının belirlenmesi, kümes tipinin seçilmesi, yapıların konumunun belirlenmesi, izolasyon, havalandırma sistemi, su tesisatı ve suluklar ile ilgili alınabilecek önlemlerin uygulanması gerekmektedir.
Rasyon kompozisyonunun ayarlanması ile yumurta verimi ve yumurta ağırlığına sıcaklığın zararlı etkisinin çoğu önlenebilmektedir. Ayrıca yemlemenin günün serin saatlerinde yapılması, aydınlatma süresinin kısaltılmaması, pelet yem kullanılması ve yemliklerin sık sık karıştırılması veya yerlerinin değiştirilmesi gibi, yemlikler ve yemleme ile ilgili alınacak önlemler de vardır.
Bunlar dışında yüksek sıcaklık stresinin önlenmesi için bilinmesinde fayda görülen diğer hususlar şu şekildedir:
  • Sıcaklık stresine direnç veya dayanma konusunda ırk veya hatlar arasında farklılık vardır. Genellikle hafif ırklar yüksek sıcaklık stresine daha uzun süre dayanma eğilimi gösterirler. Bazı ırk veya hatların diğerlerine nazaran vücut sıcaklığını, metabolik hızı ve asit-baz dengesini daha iyi düzenleyebilme kabiliyetleri vardır.
  • Özellikle günün sıcak saatlerinde hayvanlar herhangi bir şekilde heyecanlandırılmamalıdır.
  • Hayvanlar, özel bir nedenle kümesin bir köşesine yığılma durumu dışında, günün sıcak saatlerinde kalkmaya ve hareket etmeye zorlanmamalıdır.
  • Sıcak havalarda gaga kesimi yapılmamalıdır.
  • Ölü hayvanlar, günde en az iki kez toplanmalıdır.
  • Hayvan başına yerleşim alanı, normal şartlarda tavsiye edilenden %25 daha fazla olmalıdır.
  • Follukların mümkün olduğunca kümesin serin kısımlarına yerleştirilmeleri sağlanmalıdır.
  • Hayvanları serin suya daldırıp başlarını ıslatmanın ya da su püskürtmenin yüksek sıcaklık derecelerinde önemli faydası olduğu bildirilmektedir.
  • Kümes içerisinde gerekli olmayan ve ısıyı yansıtabilen araba, makine ve benzeri malzeme ve materyaller bulundurulmamalıdır. Gerekli olursa, direk güneş ışığının tutulması için çatı girintili çıkıntılı yapılabilir.
  • Çatının izolasyonsuz ya da, iyi izolasyonlu olmadığı kümeslerde, çatı yansıtıcı boya ile boyanmalıdır.
  • izolasyon yeterli değilse, özellikle öğleden sonraki sıcak saatlerde, çatıda su püskürtme sistemi kullanılabilir.
  • Nispi nemin yüksek olmadığı bölgelerde, otomatik sisleme şeklinde su püskürten düzeneklerle serinletme sağlamak en ideal durumdur.
Nem

Nem, hayvanların rahatlığı açısından sıcaklığa nazaran daha az kritik bir faktördür. Ancak kümeste en önemli problemlerden birisi de nemdir. Kümesteki nemin üç önemli kaynağı vardır:
  • Vücuttan dışkı ile atılan su,
  • Hayvanlar tarafından solunum yoluyla verilen su buharı,
  • Sulukların bakımındaki hatalardan dolayı sıçrayan ve dökülen su.
İlk iki maddedeki nem kaynaklan, tabii olup önlenemez. Ancak üçüncü maddede yer alan nem kaynağı, manejman hatalarından kaynaklanmaktadır.
Bu da gösterilecek dikkat ile bir ölçüde önlenebilir ya da azaltılabilir.
Fazla nemi, kümesten atmanın yolu, kümeste hava akım hızını artırmaktır. Kümese giren havanın nispi nemi, kümeste absorbe edilecek nem miktarını belirler. Giren havanın nispi nemi düşük olduğunda, daha fazla nem tutulabilecektir. Fakat kümesteki nemin tamamı havada değildir, büyük kısmı altlıktadır. Taze dışkı, yaklaşık %75-80 su kapsamaktadır. Fakat altlıktaki su miktarı oldukça değişkendir. Kurak iklimlerde %5-10 gibi düşük olabileceği gibi, nemli iklim bölgelerindeki kümeslerde %70-80’e kadar çıkabilir. Optimum sınır ise, büyütme döneminde %20-40 ve tavuklar için %10-30 olarak kabul edilmektedir. Kümesteki havanın nispi nemi %50 olduğunda altlığın nem kapsamı yaklaşık %25 olmaktadır.
Kümeste fazla nemi atmak için önlemler alınmadığı takdirde, aşağıdaki faktörlerin de etkisiyle nem artacaktır:
  • Hayvanların su tüketiminin artması, kümeste nemin artmasına neden olur. Fazla su tüketimi daha fazla nemle sonuçlanır
  • Kümes sıcaklığının düşmesi nem artışına neden olur. Çünkü azalan hava sıcaklığı, havanın nem tutabilme kapasitesini düşürür. Dolayısıyla altlıktan daha az nem absorbe edilir, solunum yoluyla açığa çıkan nemin büyük kısmı altlık tarafından absorbe edilir, az bir kısmı havada tutulur. Hava sıcaklığı artınca, daha fazla nem absorbe edilecektir. Böylece hayvanlar tarafından meydana getirilen ısı, kümesten nemin atılmasına yardımcı olacaktır.
  • Havanın nispi nemi arttıkça, havadan daha az su buharı çekilir.
  • Rasyon tuz kapsamının artması daha fazla su tüketimine neden olur.
  • Pelet yem, su tüketimini artırmaktadır.
  • Mikroorganizmalarla bulaşık içme suyunun tüketilmesi nemi arttırır.
  • Tavuklar, kafes sisteminde yer sistemine nazaran daha fazla su tüketmektedirler.
  • Yemin enerji kapsamının azaltılması, yem tüketimini; artan yem tüketimi de su tüketimini artırır.
Kümeslerden fazla nemin atılması, sıcak havaya nazaran soğuk havada daha büyük bir problem olmaktadır. Çünkü, kümeste hava akımını azaltarak ısıyı tutmak gerekir. Bu durumda, havanın nem oranı daha da artabilir, buharlaşma azalır ve yataklığın nem kapsamı artar. Yüksek nem, özellikle yüksek sıcaklıklarda, hayvanları ve çalışan işçileri rahatsız eder. Hava çok kuru olduğunda ise, özellikle altlıklı yer sisteminde toz bir diğer problem olacaktır. Yumurta tavuğu kümeslerinde nem oranı, birçok faktöre göre değişmekle beraber, %50-70 arasında değişmektedir.
Kümes Havası
Toz

Tavuk kümeslerinde toz, kurumuş gübre, yem partikülleri ve tüy parçacıklarını kapsar. Tozlar, hayvanları etkileme durumlarına göre şu şekilde tanımlanabilir:
  • Solunum yolunu tahriş eden ve solunum hastalıklarına direnci azaltan nefesle alınan tozlar;
  • Özellikle solunum yolunu tahriş edebilen ve kimyasal bir kompozisyona sahip olan bazı madde ve bileşiklerin etkisine maruz kalan ağaç ve benzeri materyallerden meydana gelen ve yataklıktan kaynaklanan tozlar;
  • Patojenik olmayan bakteriler için bir taşıyıcı olabilen tozlar;
  • En önemlisi de, patojen bakteri taşıyıcısı olarak hayvanları etkileyen tozlar.
Filtrasyon ile hastalık taşıyıcı tozların, mikroorganizmaların ve kokuların konsantrasyonunun azaltıldığını bildiren araştırma sonuçları bulunmaktadır.
Kötü Kokular

Kanatlı kümeslerinde, kötü kokular kaçınılmaz bir sorundur. Bir kısım koku, kümeste ağaç aksam tarafından kısmen de olsa absorbe edilir. Ancak nemli ortamda tekrar serbest bırakılırlar. Tavuk kümeslerindeki bu kokuların kaynakları şunlardır:
  • Hayvanların kendilerine has, doğal kokuları vardır. Bu kokunun kaynağı, gübre, solunum, gazlardır.
  • Pislik bulaşmış yumurtalar, kırık yumurtalar, su sızıntıları, yetersiz altlık-gübre manejmanı, uygun olmayan gübre kaldırma şekli kötü kokuların meydana gelmesine neden olurlar.
  • Kümesin etrafında kirli su birikintileri, çamur, bataklık bulunması, sinek, sivrisinek, organik maddelerin çürümesi her zaman için hoş olmayan kokularla sonuçlanır.
  • Gübrede bozuşma ve amonyak meydana gelmesi de önemli bir koku kaynağıdır.
Amonyak, yüksek derecede tahriş edici özellikte olup, toksik etkilidir. 20 ppm civarındaki konsantrasyonlarda, insanlar tarafından kokusu ile rahatlıkla farkedilir. 50-100 ppm’lik konsantrasyonlar, göz yanması, göz sulanması gibi rahatsızlıklara neden olur. Hayvanlarda da bu konsantrasyonlarda benzer semptomlar görülür.
Kümeste amonyak oluşumu, gübrede ürik asidin mikrobiyal değişimine bağlanmaktadır. Amonyak konsantrasyonunun yükselmesi, hayvanlarla birlikte, bakıcıları da rahatsız eder. Amonyak konsantrasyonunun 25 ppm sınırını aşmaması gerektiği önerilmektedir. Ancak normal düzey, 10 ppm kadardır. Bu ise, dikkatli altlık ve gübre manejmanı ile yeterli havalandırmanın sağlanması ile mümkündür.
Yüksek amonyak konsantrasyonunda, amonyak körlüğü, solunum yolları zararları, bazı hastalıklara karşı hassasiyet, yem tüketiminde düşme, cinsi olgunluk yaşında gecikme, yumurta veriminin ve yumurta kalitesinin düşmesi şeklinde olumsuz etkiler görülür. 200 ppm amonyak konsantrasyonu ölüm oranını artırmaktadır.
Kümeslerde altlık ve gübreden amonyağın serbest bırakılmasının kontrol edilebilmesi amacıyla bazı kimyasal maddeler denenmiştir. Bu yöntemler ya mikrobiyal gelişmenin ve dolayısıyla ürik asit dekompozisyonunun önlenmesi; ya da amonyağın serbest bırakılması ve böylece onun nötralize edilmesiyle kombine esasına dayanır. Bu son yöntem hastalık kontrolü ve genel manejman bakımından da önemli olan altlık veya gübrenin tabii değişimini bozmayan ve muhtemelen en tatmin edici yöntem olarak kabul edilir.
Paraformaldehit yöntemi: Paraformaldehit, antimikrobiyal etkisi nedeni ile kuluçkalık yumurtaların dezenfeksiyonunda yaygın olarak kullanılan bir fumigant olarak bilinmektedir. Formaldehit de hastalık yayılmasını önlemek amacıyla altlıkta antimikrobiyal bir etken olarak kullanılır. Fumigasyon amacıyla kullanılan formaldehiti nötralize etmek için amonyağın kullanılması yaygın bir uygulamadır. Tavuk gübresinden amonyağı nötralize etmek için de aynı yöntem kullanılmaktadır. Formaldehitin hava ile temasında, oldukça hızlı ayrışma sonucu formaldehit gazı serbest bırakılır. Bu ayrışma, yüksek sıcaklıkta çok daha hızlı olmakta ve gübre veya atmosfer nemiyle de hızlandırılmaktadır. Amonyağın kontrol edilmesinde paraformaldehit etkili olmakla beraber, hızlı ayrışma ile yaklaşık üç hafta içerisinde etkisi kaybolmaktadır. Dolayısıyla belirli aralıklarla uygulamanın tekrarlanması gerekir.
Süperfosfat ve fosforik asit: Amonyak düzeyinin yükselmesinin önlenmesi için süperfosfat ve fosforik asit kullanılmasının düşük masraflı oluşu, bu maddelerin kolayca bulunabilmesi ve aynı zamanda yataklık gübre karışımının bitkiler için gübre olarak kullanıldığında bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini kapsaması bakımından tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle yeniden kullanılan altlıkta ilk 10 günlük dönemde amonyak kokusunun önlenmesinde fosforik asitin kullanılması süperfosfata oranla daha etkilidir.
Bu yöntemler dışında zeolitler, yucca saponin, asetik asit, bio-aktif toz, propionik asit, antibiyotikler ve diğer bazı kimyasal maddeler de aynı amaçlarla kullanılabilmektedir.
Havalandırma

Kümeslerde uygun ve yeterli havalandırma hayati öneme sahiptir. Taze hava akımı, sağlıklı büyüme ve beklenen performansın sağlanabilmesi için gereklidir. Kümeslerde uygun ve yeterli havalandırmanın önemi aşağıda maddeler halinde verilmiştir:
  • Sürüde sağlık şartlarının devam ettirilebilmesi sağlanır.
  • Hayvan organizmasında metabolik olayların düzenliliği sürdürülür.
  • Daha iyi yemden yararlanma gerçekleşir.
  • Hayvanların ihtiyaç duyduğu oksijenin sağlanması, karbonmonoksit gibi zararlı gazların ve tozların konsantrasyonlarının minimize edilebilmesi havalandırma ile olur. Normal düzeyde %21 olan oksijen düzeyinin devam ettirilmesi önemlidir. Hayvanların solunumu ve gübreden oluşan istenmeyen kokuların atılması için yine havalandırma gereklidir. Bu kokular kümeste çalışan personel için istenmeyen bir durum olduğu gibi hayvanların solunum sistemine de zarar verir. Ayrıca, kümeste nem miktarını kontrol eder, fazla nemin atılması da sağlanır.
  • Altlığın daha iyi şartlarda tutulmasına yardım eder.
  • Yeterli havalandırma ile hastalık yapan organizmaların havadaki konsantrasyonları düşürülerek hayvanların sağlığı açısından optimum bir düzeyde tutulması sağlanır.
  • Havalandırma ile kümesten fazla ısı atılır. Uygun bir havalandırma ile kış döneminde hayvanlar tarafından üretilen ısı kullanılarak enerji tasarrufu da sağlanır.
  • İyi havalandırma kümeste daha yüksek yerleşim sıklığına imkan verir. Böylece birim alanda bakılan hayvan başına giderler düşürülür.
İyi havalandırmanın üç esası vardır:
  • Kümese taze havanın girmesi ve kirli havanın atılması
  • Kümes sıcaklığının muhafazası için izolasyon
  • Fazla nemin atılması
Havalandırma Sistemleri: Havalandırma sistemleri üç grupta toplanabilir:
a. Tabii havalandırma: Tabii havalandırma sistemi, iki hava kitlesi arasında yoğunluk farkından oluşan yer değiştirme esasına dayanır. Kümeste hayvanlar tarafından ısıtılan nemli havanın yoğunluğu azalır, yükselir ve havalandırma bacasından çıkar. Sıcak havanın yükselmesiyle birlikte zeminde kısmi bir vakum da oluşur. Bu sırada, yan duvarlarda bulunan hava giriş deliklerinden taze hava alınır. Bu delikler genellikle ayarlanabilir perdelerle örtülüdür. Bu havalandırma sisteminde kümes içerisinde havayı sirküle etmek için fanlar yerleştirilebilir. Ancak bu fanlar havayı kümes içine almak veya kümes dışına vermek için kullanılmazlar.
Tabii havalandırma sistemi daha ziyade küçük kümeslerde uygulanır. Büyük kümeslerde bu sistemle yeterli havalandırma sağlanamaz. Tabii havalandırmanın randımanlı olabilmesi; kümes içi ve dış çevre arasındaki sıcaklık farkına (en az 6-7°C), hava giriş ve çıkış delikleri arasındaki yükseklik farkına (en az 4 m), günün saatine, mevsime, sıcaklığa, neme, rüzgara, rüzgarın yön ve hızı ile binanın yerleşim durumuna, hayvanın tipine, yaşına ve hayvan yoğunluğuna bağlıdır. Ayrıca bacanın, çatının en yüksek yerinden 60 cm daha yüksekte olması istenir. Bir bacanın alanı, yaklaşık 1 m civarında olmalıdır.
Yarı mekanik havalandırma sistemi: Bu havalandırma sisteminde, hava giriş ve çıkış delikleri bulunmakta, fakat havanın giriş ve çıkışında ayrıca otomatik olarak çalışan fanlardan da yararlanılmaktadır.
Mekanik havalandırma sistemi: Bütün ekstrem hava şartlarında uygun havalandırmanın sağlanabilmesi için mekanik hava akımına ihtiyaç duyulur. Daha çok penceresiz kümeslerde uygulanır. Mekanik sistemde, kümesteki havayı değiştirmek için elektrikli fanlar kullanılır. Çalışma sistemine göre fanlar iki tiptir.
Dolayısıyla iki farklı mekanik havalandırma sistemi vardır:
  • Negatif Basınç Sistemi
  • Pozitif Basınç Sistemi
Mekanik havalandırma sisteminin üç esas elemanı vardır:
a .Kümeste havanın hareketi için ihtiyaç duyulan fanlar: Havalandırma sistemi için fanların seçiminde, iklim şartlarındaki değişimler dikkate alınmalıdır. İklim şartlarında ekstrem değişimlerin olduğu yerlerde en kaliteli ekipmanlar kullanılmalıdır.
Hava akım miktarı ve hareket şekli, fanların büyüklük, sayı ve yerle düzeninden etkilenir. Taze hava alınıp, kümes havası ile iyice karıştırılmalı ve kümeste iyi sirküle edilmelidir. Soğuk hava uygun şekilde yönlendirilmeden sıcak bir alana akmasına müsaade edilirse hava cereyanına neden olunacaktır. Havanın karışması ve iyi sirküle edilmesi için fanlar kümesin merkezi ve tavan civarı ile yan duvarlara yerleştirilmelidir. Fanlar kümesin içindeki havayı karıştırır ve sıcak havanın tavan çevresinde kalmasını önler. Kümesin merkezi kapısı civarına yerleştirilecek fanlar, zeminin en az 1.5 m yukarısında olmalıdır.
b. Hava giriş ve çıkış fanları: Kümeste hava hareketi olmadığında, soğuk hava daha ağır olduğundan, sıcak hava tavana doğru yükselecektir. Böylece kümes bölgelerinde sıcaklık farkı doğacaktır. Bu nedenle kümesin her tarafında aynı sıcaklık sağlanacak şekilde hava akımının sağlanması için hava giriş deliklerinin yerleşimi ve ayarlanması önemlidir.
İçeri giren havanın bütün kümese iyice dağıtılması için, havanın yüksek bir hızla girmesi istenir. Bu da hayvanın yaşına, canlı ağırlığına ve dış hava sıcaklığına göre değiştiğinden, delik genişliği de değişir. Delik genişliği genelde 2.5-15 cm arasındadır. 21°C’lik dış hava sıcaklığında, ortalama bir değer olarak 5 cm’dir. Yeterli hava akımının sağlanması için kümesin uzunluğu boyunca gerekli delik açılmalıdır. Elle çalıştırılabilen bir sistem kullanılabileceği gibi, giriş deliğini açıp kapayabilen otomatik bir sistem de kullanılabilir. Ayrıca statik basınca göre çalışan tam otomatik ekipmanlar da kullanılabilir. Kümeste ihtiyaç duyulan hava giriş delikleri toplam alanı belirlenirken, kümesten saatte alınan ya da atılması gereken her m hava için 2-2.5 cm hava giriş alanı hesaplanır.
Hava giriş deliklerinin yerleşimi uygun olmalıdır. Karşı duvardaki fanlardan mümkün olduğu kadar yüksekte olmalıdır. Hava dışarıdan kümese ya direk olarak ya da tavan arası boşluğundan girebilir. Delikten giren havanın yönünü ve miktarını ayarlamak için kontrol edilebilir kapak veya levhalar kullanılabilir. Bunlar, kümese giren havanın miktarının ayarlanması ve giren havanın yeterince karıştırılması için kullanılır.
Bazen, sıcak havalarda sadece hava giriş deliklerinin açılması gibi yanlış bir uygulama görülür. Bu durum, kümesteki havanın sirkülasyonunu engeller. Böylece bu sıcak dönemde hayvanların serinletilmesi mümkün olmaz. Yapılacak işlem, önce dışarı atılan havanın miktarını artırmak ve sonra kümeste uygun statik basıncı devam ettirmek için kafi miktarda hava giriş delikleri açmaktır. Yaz döneminde olduğu gibi soğuk aylarda da kümese giren havanın belirli bir hızda girmesi önemlidir. Böylece kümes içinde daha iyi bir hava dağılımı sağlanmalıdır.
c. Kontrol seti
Kümeslerin Serinletilmesi: Uygun hava akımı olduğu sürece sıcak bölgelerde açık kümeslerin serinletilmesinde tatmin edici sonuçlar alınabilir. Sıcak havalarda, esen rüzgar da sıcak olacağından, hayvanlar için zararlı olabilir. Bir yandan çevre sıcaklığı, diğer yandan hayvanlar tarafından üretilen ısı nedeniyle kümeste sıcaklık hızla yükselir. Sıcaklık 25°C’nin üzerine çıktığında esas ısı kaybı solunum yoluyla olacaktır. Ancak nisbi nem %70 ve yukarısına çıktığında bu serinleme mekanizması yetersiz kalacaktır. Tolerans sınırının üzerine çıkınca nefes alamama sonucu ölümler görülür. Böyle durumlarda hayvanların serinletilmesi için aşağıdaki yöntemler uygulanır:
  • Çatıya yerleştirilen, su püskürtme cihazlarıyla, çatının ve dolayısıyla hayvanların serinletilmesine çalışılır.
  • Kümesin dış cephesine ve çevresine su püskürtülür. Böylece kümesin çevresi serinletilmiş olur. Ancak bu durumda artan nem, hayvanların serinletilmesini engelleyen bir problem olabilir.
  • Sisleme ekipmanları, suyu sisleme yöntemiyle püskürtürler. Bu ekipmanlar, hayvanların yukarısına yerleştirilir ve sisleme şeklinde su püskürtülerek hayvanlar serinletilir.
  • Tabii hava akımının vücut sıcaklığını düşürdüğü bilinmektedir. Fanlar vücuttan ısı kaybının daha süratli olmasını Sağlar ve solunumla verilen nemle atılır. Tabii hava akımı durduğunda veya azaldığında özellikle sıcak havalarda, hava akım hızını artırmak için tercihen kümesin rüzgar esen tarafına fanlar yerleştirilebilir. Fakat dış hava sıcaklığı yüksek olduğunda, yapının uzunluğu boyunca hava akımını artırmak için fanları kümes içine yerleştirmek daha yararlı olabilir. Yüksek hızlı fanlar, yerleştirildiği yerin herhangi bir önemi olmaksızın düşük hızlı fanlardan daha iyidir.
İzolasyonsuz kümeslerde çatının boyanmasının, kümes içi sıcaklığının düşürülmesinde yararı olacaktır. Çünkü çatıdan absorbe edilen ve kümes içi sıcaklığını önemli ölçüde yükselten güneş ışınları, çatının boyanması ile geri yansıtılacaktır.
Kapalı kümeslerde dış hava sıcaklığı 30°C’nin üzerine çıktığında daha fazla hava akımı sağlamak, hayvanlara rahat bir çevre oluşturulmasında yeterli olmaz. Bu durumda aşağıdaki serinletme yöntemleri kullanılmalıdır:
  • Düşük basınçlı sisleme püskürtme sistemi.
  • Yastık ve fan sistemi.
  • Sisleme, püskürtme ve fan sistemi.
  • Yüksek basınçlı sisleme püskürtme sistemi.
Aydınlatma

Günlük aydınlatma süresinin ve ışık şiddetinin cinsi olgunluk ve yumurta verimiyle ilişkisi bugün iyice bilinmektedir. Bu uyarıcı etki beynin alt kısmında bulunan hipofiz bezinin ön lobunun aktivitesi sonucu olmaktadır. Işık, gözlere geldikten sonra hipofiz bezini uyarmaktadır. Işık uyarısı, yumurtalıkta foliküllerin büyümesini hızlandıran bir hormon olan ve hipofiz bezinden salgılanan FSH’nın serbest bırakılmasına neden olur. Cinsi olgunluğa ulaşılınca, hipofiz bezinden diğer bir hormon (LH) sekresyonu ile ovum serbest bırakılır. Yumurta verim döneminde de maksimum yumurta verimi için, şiddet ve süre olarak bu ışık uyarısının devam ettirilmesi gerekir. Aydınlatma, artık modern tavukçuluğun önemli bir unsuru olmuştur. Bugün çoğu yetiştirici, yumurta büyüklüğünü optimize etmek için cinsi olgunluk yaşını ayarlayan çeşitli aydınlatma programlarını uygulamaktadır.
İlkbahar aylarında olduğu gibi, tabii gün ışığı süresi 11-12 saate ulaşınca hormonal sekresyon uyarılır. Fakat kış aylarında tabii gün ışığı süresi, maksimum yumurta verimini sağlayacak kadar uzun değildir. Bunun için tavukçulukta tabii aydınlatmaya ilaveten yapay aydınlatma da kullanılır. Böylece yapay aydınlatma ile yeterince uzatılan günlük aydınlatma süresi, maksimum yumurta verimi sağlayabilecektir.
Aydınlatma programları, sürü performansını etkileyen en önemli yetiştirme tekniklerindendir. Piliç büyütme ve yumurtlama döneminde kullanılan aydınlatma programları sürü performansını etkilediğinden bunların dikkatli seçilmesi gerekir. Aydınlatma programlarına verilen önem, aydınlatmanın cinsi olgunluk yaşı, yumurtlama hızı ve yumurta büyüklüğü ile olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca aydınlatma programları yem tüketimi, canlı ağırlık, vücut kompozisyonu, hayvan aktivitesi, sürü üniformitesi, gurkluk görülme oranı, yumurta kanalının geri çıkması (prolapsus) ve kanibalizm üzerinde etkili olmaktadır.
Işığın tavuklar üzerindeki etkisinden yararlanarak, cinsi olgunluk yaşının ayarlanması için çeşitli aydınlatma programları uygulanır. Tamamen yapay aydınlatmanın uygulandığı çevre kontrollü kümeslerde, seçilen programın uygulanması kolaydır. Ancak tabii aydınlatmanın yapıldığı açık ve yarı açık kümeslerde bu programların uygulanması zordur. Bu durumda cinsi olgunluk yaşının geciktirilmesi bazen de kısıtlanması durumlarında tabii gün ışığı süreleri dikkate alınarak, civcivlerin kuluçkadan çıkış tarihi ile üretime başlama tarihini dikkate almak gerekecektir. Aydınlatma konusunda yapılan çok sayıda araştırmadan elde edilen önemli sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:
  • Piliç büyütme döneminde günlük aydınlatma süresinde yapılacak azaltma cinsi olgunluk yaşının gecikmesiyle sonuçlanır.
  • Piliç büyütme döneminde günlük toplam aydınlatma süresinin azaltılacağı bir program sonucunda, özellikle yumurta verim döneminin ilk yarısında yumurtlanan yumurta sayısı genellikle artar. Ancak tüm verim dönemi esas alındığında önemli bir artış olduğu söylenemez.
  • Piliç büyütme döneminde azaltılan günlük aydınlatma süresinin, özellikle yumurta verim döneminin ilk 4-5 ayında yumurta ağırlığını artırdığı gözlenmiştir.
  • Günlük aydınlatma süresinin düşürülmesi ile cinsi olgunluk yaşında meydana gelecek maksimum gecikme yaklaşık 3 haftadır.
  • Piliç büyütme döneminde yem kısıtlaması ile cinsi olgunluk yaşı geciktirilir. Bu gecikme, maksimum 3 haftadır.
  • Kontrollü yemleme ile ışık kısıtlaması birlikte uygulanabilir. Ancak bu iki faktörün etkisi kümülatif değildir. Her iki programın birlikte uygulanması durumunda, cinsi olgunluk yaşı 4 haftadan fazla geciktirilemez.
Yumurta Tavuklarının Büyütme Dönemi Aydınlatma Programları:
Büyütme döneminde ve yumurtlama döneminde uygulanan birçok aydınlatma programı varsa da, aydınlatma programlarının uygulanmasında yapılan hatalar oldukça yaygındır. Tabii gün ışığı süresi, hayvanın yaşı, mevsim, rasyon, barınak tipi ve yetiştirme sistemi, cinsi olgunluğun başlangıcını etkileyebilecektir.
Büyütme döneminde ışık yoğunluğu (intensitesi) önemli bir faktör değilse de günlük aydınlatma süresi önemlidir. Çünkü günlük aydınlatma süresi 11-12 saatten az ise, cinsi olgunluk yaşı gecikecektir. Günlük aydınlatma süresi 11-12 saatten fazla ise bu kez piliçler erken yaşta cinsi olgunluğa ulaşacaklardır. Ancak yumurta iriliği, toplam ve pik dönem yumurta verimi daha düşük olacaktır. Günlük aydınlatma süresi ile ilgili bu sınır, büyütme döneminde uygulanacak aydınlatma programı için çok önemlidir.
Hayvanlar büyütme döneminde 6-10 saatlik günlük aydınlatma ile büyütülürler. Yumurtlama öncesi uyarı döneminde bu süre artırılmaktadır. Bu süre cinsi olgunluk yaşını geciktirir ve yumurta büyüklüğünü iyileştirir. Ancak cinsi olgunluğun geciktirilmesi, her zaman, yer ve şartta ekonomik olmayabilir. Bu nedenle daha erken cinsi olgunluğa ihtiyaç duyulduğu durumlarda, alternatif programlar düşünülmelidir.
Büyütme dönemi aydınlatma programları şu şekilde sınıflandırılabilir:
  • Çevre kontrollü kümeslerde büyütme dönemi aydınlatma programları
  • Açık ve pencereli kümeslerde büyütme dönemi aydınlatma programları
  • Gittikçe azalan tabii aydınlatma süresi (gün uzunluğu)
  • Gittikçe artan tabii aydınlatma süresi
Yumurtlama Döneminde Aydınlatma Programları:
Işık, büyütme döneminde piliçleri etkilediği gibi, yumurtlama döneminde de yumurta verimi ile ilgili gerekli olan hormonların salgılanması için, tavuklarda pituitary bezini uyarır. ilkbahar aylarında olduğu gibi tabii gün ışığı süresi 11-12 saate ulaştığında hormon sekresyonu başlatılır. Bu nedenle gün ışığı süresinin kısa olduğu kış aylarında, ilave aydınlatma yapılmaktadır. 11-12 saatlik süre yumurta verimini uyarmakta ise de, yumurtlama döneminde maksimum yumurta verim hızı için, bu süre yeterli olmamakta ve verim döneminde ilave aydınlatma yapılması zorunlu olmaktadır. Büyütme dönemlerini çevre kontrollü kümeslerde geçiren piliçler, verim döneminde de bu tip kümeslerde kalacaklarsa, günlük aydınlatma süresi yumurtlama başlamadan önce 13 saate çıkarılır. Sonra 16 saatlik toplam günlük aydınlatma süresine ulaşılıncaya kadar, her hafta aydınlatma süresi bir saat artırılır. Yumurtlama dönemi, açık ya da pencereli kümeslerde geçirilecekse günlük aydınlatma süresi bulunulan yerdeki tabii gün uzunluğuna bağlı olacaktır.
Günlük aydınlatma süresi 11-12 saati aştığı takdirde yumurta verimi uyarılacaktır. Optimum yumurta verimi için bu süre 14 saat olmalı; etkiden emin olmak için, bu süreye 1-2 saat ilave yapılmalıdır. Ancak 17 saatten daha uzun süreli aydınlatmanın, yumurta verimini düşürdüğüne dair bazı araştırma sonuçları bulunmaktadır.
Yumurta verim döneminin başlangıcında, aydınlatma süresi 13 saatten az ise, bu süre 13 saate çıkarılır. Daha sonra 16 saatlik günlük toplam aydınlatma süresine (tabii+suni) ulaşıncaya kadar, aydınlatma süresi her hafta bir saat artırılır. Yumurtlama kümesine nakilde veya yaklaşık 20 haftalık yaşta günlük tabii aydınlatma süresi 13 saatten fazla ise, 16 saatlik günlük toplam aydınlatma süresine ulaşıncaya kadar, suni aydınlatma ile aydınlatma süresi her hafta bir saat artırılır. Tabii aydınlatma süresinin uzunluğu hem mevsime hem de yerküre üzerinde bulunulan yere göre değişir. Ekvatorda gün uzunluğu fazladır ve aydınlık-karanlık saatler daha sabittir. Fakat kutuplarda güneşin pozisyonu değişir ve bu da tabii ve suni aydınlatma sürelerini etkilemektedir.
Aydınlatmanın “Büyütme döneminde aydınlatma süresi artırılmamalıdır” ve “Yumurtlama döneminde de aydınlatma süresi azaltılmamalıdır” şeklinde iki temel ve vazgeçilmez prensibi vardır. Gün uzunluğunun değişmesi nedeniyle açık ve pencereli kümeslerde bu husus çok önemlidir. Verim dönemindeki hayvanlar için tüm yumurtlama döneminde en uzun gündeki kadarlık aydınlatma süresi uygulanmaktadır. En uzun günde 16 saat gün ışığı varsa, diğer zamanlarda kesinlikle bundan daha az bir aydınlatma uygulanmamalı, suni aydınlatma ile bu süre tamamlanmalıdır. Hatta 17 saati aşan aydınlatma süresinin yumurta verimini azaltıcı etkisi bilinmesine rağmen, tabii gün uzunluğu bu süreyi aşıyorsa, yine de bu aydınlatma süresinin uygulanması zorunludur. Bunun için, bu kümeslerde yumurtlama dönemi aydınlatma programlarında yılın en uzun günündeki tabii aydınlatma süresi esas alınmalıdır
Kesintili Aydınlatma Programları:
Elektrik ve yem tüketiminden tasarruf amacıyla alternatif aydınlatma programları geliştirilmiştir. Bunlardan biri de kesintili aydınlatma programlarıdır. Büyütme döneminde kesintili aydınlatma programları uygulamasının, elektrik sarfiyatının azaltılması ve yem tüketiminin azaltılması gibi iki ekonomik avantajı bulunmaktadır. Büyütme döneminde, 8 haftalık yaşa kadar kesintili aydınlatma programları başlatılmamalıdır. Daha önce başlatıldığında, yumurta veriminde azalma ve yumurta büyüklüğünde düşmeye neden olmaktadır. Kesintili aydınlatma programlarının performans üzerindeki etkileri ve uygulanacak en iyi program hususundaki araştırmalar devam etmektedir. Kesintili aydınlatma programları esas itibarıyla simetrik (tekrarlanan, aralıklı aydınlık-karanlık dönemler) ve asimetrik (birbirini izleyen farklı aydınlık ve karanlık dönemler) olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Işık fazında 15 dakika aydınlık ve 45 dakika karanlık programının yem tüketimini düşürdüğü ve yumurta verimini de biraz azalttığı bilinmektedir. Ancak bu programa, enerji sarfiyatından büyük tasarruf ve yemden yararlanmanın iyileşmesi nedeniyle ilgi gösterilmektedir.
Yirmi dört Saatten Kısa veya Uzun Süreli Aydınlık-Karanlık Dönemli Programlar (Ahemeral): Yirmi dört saatten daha uzun ya da daha kısa süreli “aydınlık+karanlık siklusları” literatürde Ahemeral aydınlatma programları olarak geçmektedir. Çevre kontrollü kümeslerde uygulanabilen bu aydınlatma programlarının herbirinin kendine göre bazı avantaj ve dezavantajları vardır.

Kümeslerde Temizlik ve Dezenfeksiyon
Üretim dönemi sonunda kümesin içi ve tüm ekipmanlar temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Temizlik ve dezenfeksiyon işlemleri ile ilgili şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:
  • Kümeste zemin, tavan ve duvarların iç yüzeyleri pürüzsüz, kaygan, su geçirmez ve kolay temizlenir olmalıdır. İyi bir temizlik ve dezenfeksiyon için, zemin beton ve bir tahliye kanalına doğru meyilli olmalıdır.
  • Kümes girişinde bir duş odası olmalı, bu oda depo olarak kullanılmamalıdır. Bu dezenfeksiyon odasının yerleşimi toz ve pisliklerin kümese girişine engel olacak biçimde olmalıdır.
  • Kümes girişinde, dezenfeksiyon odasına girişte, dezenfektanlı ayak banyosu için bir yer yapılmalıdır.
  • Girişte ellerin yıkanması için lavabo olmalı ve her zaman su ve sabun bulundurulmalıdır.
  • Kümes dışında kullanılan elbiselerle kümese girilmemelidir.
  • Yalnızca kümeste giyilecek, dezenfekte edilmiş lastik botlar her zaman hazır bulunmalıdır.
  • Yalnızca kümeste giyilecek, dezenfekte edilmiş elbiselerin bulunduğu dolap formaldehit gazı ile sık sık dezenfekte edilmelidir.
  • Kümes içinde uygulanacak temizlik ve dezenfeksiyon işlemleri, tüm ekipmanlar için de yapılmalıdır.
  • ki üretim dönemi arasında temizlik ve dezenfeksiyon işlemleri de dahil olmak üzere, en az 7 gün, daha iyisi 10-14 gün süreyle kümes boş bırakılmalıdır.
  • Üretim döneminin sonunda yemlik, suluk gibi taşınabilir ekipmanlar, dezenfeksiyon amacıyla dışına çıkarılmalıdır.
  • Gübre kümesten uzaklaştırılmalı, her türlü pislik temizlenmeli, hava giriş delikleri ve fanların temizliğine özel dikkat gösterilmelidir.
  • Kümeste zemin ve duvarlar süpürülmeli ve bütün kümes yüksek basınçlı bol su ile yıkanmalıdır.
  • Eski sürünün mikroorganizma populasyonu ile bulaşık olan kümeste virüs, bakteri, fungus ve ektoparazitlerin öldürülmesi için geniş spektrumlu bir dezenfektan kullanılmalıdır. Bu işlemden sonra kümes en az bir hafta boş ve pencereler açık bırakılmalıdır.
  • Kümeste çoğu bakterilerin öldürülebilmesi, fumigasyon işlemi ile mümkün olabilir. Formaldehit uzun yıllardan beri geniş etkili bir fumigant olarak kullanılmaktadır. Organik materyalin varlığında bile çoğu bakteriler formaldehit gazına hassastır. Fumigasyon işlemi, kümese altlık serilip, ekipmanlar yerleştirildikten sonra uygulanır. Bu amaçla kümes kapatılır ve 21°C’ ye kadar ısıtılır. Fumigasyon işleminde nemin de %70-80 olması istenir. Fumigasyon işleminden sonra kümes açılarak gaz kalıntılarının çıkması ve kümes havasının temizlenmesi için havalandırılır ve daha sonra da üretime başlanır. Gerek formalin solüsyonu gerekse formaldehit gazı, insan ve hayvan sağlığı için çok tehlikeli (kanserojen) olduğundan, işlem sırasında çalışanlar uygun bir elbise, göz respiratörü ve eldiven kullanmalıdır.